Dijital konumlama sistemi sorunları

Modern küresel uydu pozisyonlama sistemleri (GNSS) karada, havada ve denizde pozisyonumuzu bulmamızı sağlarlar. Genellikle GPS diye isimlendirilmekle beraber GPS kısaltması Amerika’nın kurmuş olduğu sistemin adıdır. Ancak uzun süredir GPS’in yanı sıra Avrupa’nın geliştirdiği Galileo, Rusya’nın GLONASS, Çin’in BeiDou, Japonya’nın QZSS ve Hindistan’ın NavIC gibi alternatif sistemleri de kullanımda.

Bu sistemler doğal ve doğal olmayan çeşitli sebeplerle bozulabilmektedir. Güneş fırtınaları gibi doğal olaylar GPS sinyallerini zayıflatabilir ya da geçici olarak kopmasına sebep olabilir. (Uçaklar bu tip hataları önlemek için MLAT ve ADS-B gibi yardımcı sistemler kullanırlar.) Ayrıca bazen kasıtlı müdahaleler, bazen de diğer elektronik cihaz ve vericilerden yayılan harmonik (hedeflenenin dışında üretilen yan frekanslar) sinyaller nedeniyle parazitler oluşabilir; bu da GPS sistemlerini devre dışı bırakabilir.

Bir diğer sorun ise GPS sinyallerinin bilinçli olarak değiştirilmesi veya bozulmasıdır (spoofing/jamming). Bu durumla genellikle askeri operasyonların yapıldığı bölgelerde karşılaşılır. Operasyon bölgesinde ya GPS sinyali tamamen kesilir ya da sistem sizi bulunduğunuz yerden bambaşka bir noktada gösterir. Örneğin Irak operasyonları sırasında bu durum yaşanmıştı; günümüzde de Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Karadeniz bölgesinde ara sıra görülmektedir. Uçakların da zaman zaman GPS sinyalini kaybetmesinin temel nedeni budur.

Başka bir sıkıntı da kullandığımız cihazların yazılım hataları nedeniyle geçici veya kalıcı olarak çalışamaz hale gelmesidir. Özellikle cep telefonlarındaki navigasyon uygulamalarında görülen bu tür çökmeler, benim gibi yılın neredeyse tamamını denizde geçiren biri için hiç de azımsanmayacak bir sıklıkta yaşanmaktadır.

Yıldırım düşmesi sonucu elektronik cihazları tamamen kaybetme ihtimalini de hesaba katarsak, önümüze hiç de küçümsenmeyecek devasa bir risk tablosu çıkmaktadır. Ekim-kasım aylarında yola çıkıp başına hiçbir şey gelmeyen tamamen kontrollü havalarda okyanusu geçen denizcilerin kısıtlı zaman tecrübelerine bakıp bu konuyu küçümsemek cahillik olacaktır.

Kimi zaman da GPS hataları bozuk antenlerden veya anten kablosu bağlantı problemlerinden kaynaklanabilir. Pekiyi, GPS arızalarına karşı ne gibi önlemler alabiliriz?

1. Cihazınızda ‘iz takibi’ (track) özelliğini daima açık tutun. Böylece konumlamada bir anormallik olduğunda hemen fark edebilirsiniz; sorun yaşandığında en son nerede olduğunuzu net bir şekilde görüp rotanızı buna göre planlarsınız.

2. Eğer her burnunu ve koyunu ezbere bildiğiniz, çok tanıdık bir bölgede seyretmiyorsanız, saatte bir chartplotter ekranında gördüğünüz koordinatı, rotanızı ve hızınızı mutlaka seyir defterinize (logbook) not edin.

Radar problemleri 

Radar performansının düşmesi, yavaş yavaş ortaya çıkan ancak büyük tehlike haline gelebilen bir diğer sorundur. Birçok operatör ancak kötü hava koşullarında veya uzun mesafede, hedefler ekranda kaybolmaya başladığında sorunu fark eder. Yaygın nedenler arasında kirlenmiş veya tuzla kaplanmış radomlar*, aşınmış bir magnetron** veya özellikle kuru havuzlama ya da şiddetli deniz koşullarından sonra yanlış hizalanmış radar montajı bulunur.

Radar arızalarını önlemek için radomun düzenli olarak temizlenmesi şarttır çünkü ince bir kir veya tuz tabakası bile performansı ciddi şekilde düşürebilir. Radarın periyodik olarak ayarlanması ve magnetron çıkışının kontrol edilmesi, sinyallerin keskin ve güvenilir kalmasını sağlar. Ayrıca hizalama, radar donanımı fiziksel bir darbe aldığında hemen ve yılda en az bir kez rutin olarak mutlaka kontrol edilmelidir.

Foto_0_Bölgemizde GPS sinyal kaybı-kesintisi saptanmış bölgeler kopyası.jpeg

Bölgemizde GPS sinyal kaybı-kesintisi saptanmış bölgeler

VHF telsiz sorunları

Telsizle haberleşirken karşılaşılan kötü ses kalitesi, en sık rastladığımız sorunlardan biridir. Gelen mesaj gürültüye kurban gider veya kesik kesik duyulur. Bir diğer yaygın sorun ise sesimizin karşı tarafa gitmesine rağmen gelen mesajları alamama veya tam tersi durumdur.

Olası sebepler ve çözüm adımları şu şekilde sıralanabilir: Öncelikle antenin fiziki durumunu kontrol edin. Anten monte edildiği yerde (motoryatlarda genellikle üst güvertenin üzeri, yelkenlilerde direk tepesi) sağlam duruyor mu? Daha sonra anten kablosunun telsiz cihazına giren bağlantısını kontrol edin; gevşemiş, kopmuş ya da korozyona uğramışsa temizleyip yeniden sağlamca takın. 

Eğer telsiz arkasındaki bağlantıda sorun yoksa, direk tepesine tırmanma zamanı gelmiş demektir. Kablonun antene bağlantı noktasını ve konnektörünü kontrol edin. Korozyon görüyorsanız oksitlenen kısmı iyice temizleyin, yerine takın ve neme karşı iyice izole edin. Direk tepesinde kablonun direğin içine girdiği nokta da sürtünme ve aşınmalar açısından oldukça kritik bir yerdir, burayı da gözden geçirin. Yukarıdaki her şey yolundaysa, son olarak kablonun güverteden tekne içine girdiği noktaya (deck gland) bakın. Eğer tüm anten ve kablo tesisatı sorunsuzsa, arıza büyük ihtimalle VHF telsiz cihazının kendisindedir.

Cihazınızın besleme voltajını kontrol edin; aküden 12-12,8 V, motor çalışırken veya aküler şarj olurken ise 14,2 V civarı bir değer okumanız gerekir. Eğer telsize yeterli voltaj ulaşmıyorsa, buna bağlı olarak çeşitli iletim veya çekim sorunları yaşanabilir.

Foto_1_GPS anten bağlantısı korozyon yapmış olabilir kopyası.jpeg

GPS anten bağlantısı korozyon yapmış olabilir

Sorun hoparlör veya mikrofonda da olabilir. Hoparlörü test etmek için VHF telsizlerinin arkasında bulunan harici hoparlör çıkışına uyumlu bir kulaklık veya dış hoparlör bağlayarak sesi kontrol edebilirsiniz. Eğer sorun cihazın kendi mikrofonundaysa yetkili bir servise başvurmanız gerekir.

Kimi zaman da cihazın iç komponentlerindeki (alıcı ya da verici filtre devreleri) bir arıza buna sebep olur. Örneğin, mesajınız karşı tarafa net ulaşıyor ancak siz telsizden sadece cızırtı duyuyorsanız sorun muhtemelen filtrelerdedir. Bu tip iç donanım arızalarında cihazın yetkili servise gitmesi şarttır.

Eğer tüm bu adımları kontrol etmenize rağmen sorun devam ediyorsa teknedeki başka bir elektronik cihaz, yaydığı harmonik frekanslarla VHF telsizinize elektromanyetik parazit (gürültü) yapıyor olabilir. Bunu test etmek için etrafınızdaki tüm elektrikli ve pilli cihazları (LED aydınlatmalar, invertörler, şarj cihazları vb.) kapatın veya enerjiden ayırın. Telsiziniz bu cihazlar kapalıyken düzgün çalışıyorsa, diğer cihazları tek tek açarak hangi aletin parazit yaptığını tespit edebilirsiniz. Telsizle haberleşirken karşılaşılan kötü ses kalitesi, en sık yaşanan sorunlardan biridir. Gelen mesaj gürültüye kurban gider veya kesik kesik duyulur. Bir diğer yaygın sorun ise sesimizin karşı tarafa gitmesine rağmen gelen mesajları alamama veya tam tersi durumdur.

Foto_2_VHF Telsiz anten kablo konnektörü sağlıklı olarakkorunmalı kopyası.jpeg

VHF telsiz anten kablo konnektörü sağlıklı olarak korunmalı

Olası sebepler ve çözüm adımları şu şekilde sıralanabilir: Öncelikle antenin fiziki durumunu kontrol edin. Anten monte edildiği yerde (motoryatlarda genellikle üst güvertenin üzeri, yelkenlilerde direk tepesi) sağlam duruyor mu? Daha sonra anten kablosunun telsiz cihazına giren bağlantısını kontrol edin; gevşemiş, kopmuş ya da korozyona uğramışsa temizleyip yeniden sağlamca takın.

Bilgi ekranları sorunları

Teknelerimizde chartplotter, rüzgâr göstergesi ve otopilot paneli gibi birçok dijital ekran, birbirine bir veri (data) ağıyla bağlı, tümleşik ve karmaşık bir yapı içinde çalışır. Bazen bu ekranlarda derinlik veya rüzgâr hızı gibi istediğiniz bir verinin aniden kaybolduğunu görebilirsiniz.

Kablo-konnektör sorunları

Ekranınız beklenen veriyi göstermiyorsa, ilk yapacağınız şey ilgili ekranı yerinden söküp arkasındaki bağlantıları kontrol etmek olmalıdır. Cihazın arkasındaki veri bağlantı kablosu bir veya birden fazla olabilir. Önce kabloların fiziksel bir hasar alıp almadığına bakın. Ardından konnektörleri sökerek içlerinde korozyon (oksitlenme) olup olmadığını kontrol edin. Korozyon varsa, bu kısımları elektronik kontak temizleme spreyleri ve yumuşak bir fırça (diş fırçası gibi) yardımıyla temizleyip kuruttuktan sonra yerine takın.

Sorun çözülmezse, kablonun geldiği yeri takip edin. Bu hat ya bir sonraki ekrana ya da genellikle teknenin içinde gizli bir yere (koltuk arkası, dolap içi veya ana kontrol paneli arkası) monte edilmiş merkezi bir dağıtıcıya (hub/switch) gider. Kablonun ulaştığı bu merkezdeki bağlantıları da aynı şekilde kontrol edin. Gevşeme veya oksitlenme yoksa bu merkezi cihazın (veya o hattın) besleme sigortalarına bakın; atmış bir sigorta tespit ederseniz yenisiyle değiştirin.

Foto_3_Seyir yardımcılarının bağlı olduğu merkezi ünite ile biraz haşır neşir olun, aslında çok da karmaşık değil kopyası.jpeg

Seyir yardımcılarının bağlı olduğu merkezi ünite ile biraz haşır neşir olun, aslında çok da karmaşık değil

Yazılımsal sorunlar

Yeni model elektronik seyir yardımcılarında sıklıkla yazılım güncellemesi gerekebiliyor. O yüzden cihazlarınınız birbirleriyle uyumlu olacak şekilde yazılım güncellemelerinin yapılmasına özen gösterin. 

Ekranlarda veri kaybı veya sistem donması gibi durumlarda, en bilindik ama en etkili problem çözme yöntemi sistemi ‘kapatıp açmak’ (reset) olacaktır. Kusursuz bir elektronik donanım üretilemeyeceği gibi işin içine karmaşık yazılımlar da girdiğinde sistemin kilitlenmesi sürpriz değildir. Ancak donan cihazları yeniden başlatmak için sadece cihazın üzerindeki güç düğmesini kullanmak yerine, o ağın veya cihazın bağlı olduğu ana şalteri/sigortayı kapatıp 10-15 saniye bekledikten sonra tekrar açmak (hard reset) her zaman en kesin ve işlevsel yöntemdir.

Foto_4_Teknenize monte edeceğiniz mevcut sistemlerden bağımsız en ucuz basit bir balık bulucu hem yedek GPS hem de yedek derinlik göstergesi görevini görecektir kopyası.jpeg

Teknenize monte edeceğiniz mevcut sistemlerden bağımsız, basit bir balık bulucu hem yedek GPS hem de yedek derinlik göstergesi görevini görecektir

Derinlik göstergesi problemleri

Derinlik göstergeleriyle ilgili karşınıza en çok çıkacak arıza, sensör (ayna/transducer) ve kablo bağlantısı sorunlarıdır. Derinlik sensörleri genellikle baş kamara sintinesinde veya yatakların altında zemine monte edilmiş halde bulunur. Bu sensörlerin veya kablolarının üzerine özensizce ağır eşyaların (demir, zincir, alet çantası vb.) konulması sonucu kabloların ezilmesi veya bağlantıların kopması çok sık rastlanan bir durumdur. Dolayısıyla derinlik ekranı veri okumadığında ilk fiziki kontrolü yapacağınız nokta sensörün bulunduğu sintine olmalıdır.

Karşılaşılan bir diğer sorun ise tüm cihazlardan gelen veri kablolarının birleştiği ‘hub’ (dağıtıcı/çoklayıcı) tabanlı navigasyon ağlarında yaşanmaktadır. Sistemi besleyen bu hub bağlantılarını mutlaka kontrol edin. Bu dağıtıcı üniteler; rüzgâr ve derinlik sensörlerinden gelen veri kablolarını tek bir hatta toplamak amacıyla bazen direk diplerine veya yakınlarına yerleştirilmiş olabilir. Direğe yıldırım düşmesi veya statik elektrik yüklenmesi sonucu rüzgâr sensörünün (rüzgâr gülü) kısa devre yapıp arızalanması, zincirleme bir etkiyle aynı veri ağına bağlı derinlik sensörünün de çalışmasını engelleyebilir. Böyle bir durumda, arızalı rüzgâr sensörü kablosunu sistemden fiziksel olarak ayırıp (bypass edip) ağı rahatlatmadığınız sürece derinlik bilgisini de okuyamazsınız.

Bir eğitmen ve elektronik mühendisi olarak bana “Teknede tek bir elektronik cihaz kullanma şansın olsa tercihini hangisinden yana kullanırdın?” diye sorsanız, hiç düşünmeden ‘derinlik göstergesi’ derim. Zira geleneksel yöntemlerle, sadece pusula ve kağıt harita kullanarak seyir yapmak çok zor değildir; denizin yüzeyine bakarak rüzgârın hızını ve yönünü tahmin etmek de mümkündür. Ancak kıyılara yaklaştığınızda, sığlıklardan geçerken veya demir atacağınız zaman anlık derinliği bilmek hayatidir ve seyir halindeyken eski usul el iskandili kullanmak son derece meşakkatlidir. Tehlikeli sığlıkların bulunduğu bir bölgede bu yöntemi denemek bile istemezsiniz.

Bu nedenle, teknenizde ana ağ sisteminden bağımsız, tek başına çalışan basit ve yedek bir derinlik ölçer bulundurmanızı şiddetle tavsiye ederim. Bunun için kıça takılan basit bir balık bulucu ekranı bile işinizi görecektir. Böylece birbirine bağımlı, karmaşık elektronik ağınız çöktüğünde bile alternatif derinlik göstergeniz sayesinde teknenizi güvende tutabilirsiniz.

www.kayrayelken.com

* Radom (İngilizce yazılışıyla radome), radar ve dome (kubbe) kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir terimdir. En basit haliyle; radar antenini rüzgâr, yağmur, deniz suyu, tuz ve kir gibi dış etkenlerden koruyan, genellikle kubbe şeklindeki dış muhafazaya verilen addır.

** Magnetron, en basit tanımıyla yüksek güçlü mikrodalga radyo dalgaları üreten özel bir vakum tüpüdür.