Cannes Yachting Festival’dan hemen önce düzenlenen dünya lansmanında D60’ı La Napoule Marina’da tüm detaylarıyla ilk ağızdan dinleme ve test seyriyle çıkma fırsatını yakaladık. Bu sefer önceki davetlerden farklı olarak 10 kişilik gruplar halinde deneyimleyecektik. İlk grupta yer amamız sabah biraz zorlasa da satış temsilcilerinden bile önce tekneyi inceleme fırsatını kaçıramazdık.
Yazı: Kaan İş

De Antonio D60’ın havuzluk ve hidrolik platform özellikleri neler?
Tekneye adım attığımız platformdan itibaren firmanın iki ortağı Mark De Antonio ve Stan Chmielewski, anlatmaya, sorularımızı yanıtlamaya başladılar. Platformun hem sancağından hem de iskelesinden havuzluğa geçiş var ve arası her modeldeki gibi kocaman bir güneşlenme minderi olarak düşünülmüş. Dört kişinin rahatlıkla güneşlenebileceği bu alanın ortasındaki sehpanın içine ister telefon, kitap, gözlük gibi malzemelerini, istersen buz ve içeceklerini koyabileceğin bir bölme yapılmış.

Elektrikli kollarla açılan güneşlenme alanının altında bot garajı bulunuyor. 350 santimetreye kadar bot sığabilen bu bölmenin tabanı kalktığında ise bizi 4X600HP Mercury motorlar karşılıyor. Bu taban öyle tasarlanmış ki hiç kaldırmadan dört motorun da yağ ve su haznelerine hızlı ve kolay müdahale için dört ayrı penceresi bulunuyor. Platform kısmi hareketli ve uzaktan kumanda ile platformun ortası suya giriyor.
210 kilogram taşıma kapasitesi olduğunu öğrendiğimiz hidrolik platformun merkezinde duran Marc, paçaları sıvadıktan sonra Stan büyük bir keyifle onu suya indiriyordu. Platform suya inerken merkezindeki ahşaplar dönerek merdiven olacak şekilde tasarlanmış.

Tekne sahibi Carlos Sainz: De Antonio D60’ın depolama alanı nasıl özelleştirildi?
Bu eğlenceli kısımdan sonra güneşlenme alanının devamında C oturma grubuna geçiyoruz. Hardtop’tan geriye doğru açılan ayarlanabilir elektrikli tente ister sadece oturma grubunu isterseniz kıç taraftaki güneşlenme alanını da gölgede bırakacak büyüklükte hazırlanmış. Oturma grubunun sancak tarafından açılan kapağın altında yedi basamaklı merdivenle inilen bölümde jeneratör, su yapıcı, elektrik panoları, su tesisatı, elektronik sistemler, pompalar, aküler yer alıyor. Makine dairesi tadında diyebileceğim bu bölümde ilave olarak içeride paddle, wakeboard ve bisiklet bulunmasına rağmen üç kişi birbirimize çarpmadan dolaşabiliyorduk. Her şeye erişimin çok kolay olduğu bu bölüm yaklaşık 210 santimetre yüksekliğinde.
Rahatlıkla tuvaleti ve duşu olan iki kişilik bir kamara olurmuş düşüncesiyle “Neden kaptan kamarası yapmadınız?” sorumuza “Zaten baş tarafta var, tekne sahibi burayı deniz oyuncakları, yol bisikleti, kondüsyon bisikleti ve koşu bandı koyabilmek için bu şekilde istedi” cevabını alıyoruz. Tekne sahibinin Formula 1 pilotlarından Carlos Sainz olduğunu öğrenince hak verdim ve bu bilgi ile tekne testim başka bir anlam kazandı. Oysa beni bıraksalar mesleğimi deniz üzerinde de devam ettirmek, yelken dikmek için dikiş makinası bile koyarım buraya.

Ön güvertede jakuzi seçeneği sunuyor mu?
Havuzluğa geri dönersek üç adet sandalye ile tamamlanan, sekiz kişinin çok rahat yemek yiyebileceği oturma grubundan ayrılıp baş tarafa geçiyoruz. Simetrik teknede hem sancaktan hem iskeleden geçiş mümkün ve yüksek küpeşte ile oldukça güvenli. İç tarafta usturmaça bağlama kancaları ve yan güvertedeki depolama alanı oldukça büyük ve usturmaçalar için yeterli.
Pruvaya bakan C oturma grubundaki iki adet mafsallı masa katlıyken sehpa ve bardaklık görevi görüyor, açıldığında tek büyük masa oluyor. Hemen önünde dört kişinin rahatça kullanabileceği güneşlenme yatağı, hareketli sırtlığı ve raylı sistem marifeti ile oturma grubunu katılıp büyük bir loca halini alıyor. Bu raylı grubun altı büyük bir depolama alanı olup aynı zamanda seçenek olarak jakuzi için hazırlanmış. Amerika’ya gidecek olan iki numaralı gövde, jakuzi ile üretiliyormuş.
Ses sistemi ve sabit bardaklıların pozisyonları havuzluktaki gibi oldukça kullanışlı. Pruvadaki simetrik iki kapağın altında sancakta demir dolabı, iskelede ise halat ve usturmaça için yer bulunuyor. Merkezdeki ırgata erişim çok kolay ve hemen arkasında ve yüksekte bulunan vinç ise tonoz ya da baş halatı alırken hayatı kolaylaştırmak için düşünülmüş. Yine iskele tarafta gerek zinciri gerekse ön güverteyi yıkamak için duş sistemi bulunuyor. Raylı oturma grubu ile demir dolabı arasındaki kapağın altında kaptan kamarası mevcut. Altı basamakla tam merkezine iniliyor ve her iki tarafta da birer yatak bulunuyor. Duşu tuvaleti bulunan kamara oldukça yüksek ve ferah.

İç mekan tasarımı: "Open" ve "kış modu" nasıl çalışıyor?
Ön güverteyi bitirip içeri girdiğimizde tekne, kullanım alanları ile ilgimizi çekmeye devam ediyor. Sancak ve iskele taraftaki camlar elektrikli açılabiliyor. Tepesi de kısmen açılabilen modelde havuzluğa çıkan kapı da açıkken open bir tekne hissiyatı veriyor. Hepsi kapandığında ise bir anda kış moduna yani korunaklı sıcak bir tekneye dönüşüyor.

Salondaki masa elektrikli kumanda ile ister sehpa istenirse yükseltilip masa olarak kullanılabiliyor. İskele taraftaki koltuğu karşılayan masaya sandalye ekleyerek sekiz kişi rahat yemek yenecek bir ortam yaratılıyor. Sancak ve iskeledeki kitaplık aynı zamanda merdiven görevi görüyor. Buradan yukarı çıkınca yine güneşlenme minderlerine ulaşıyorsunuz. Kenarlarda sadece tutamak olduğu için tam olarak flybridge/üst güverte diyemesek de özellikle gençler için güzel bir çözüm olmuş. Ne tik kaplamadan ne de sabit bardaklıktan taviz verilmiş. Demirdeyken güneşlenmek için rağbet göreceği kesin. Bu seçenek yerine dilerseniz bu bölgeyi ikinci bir sunroof olarak değerlendirebiliyorsunuz.
Kamara genişliği ve iç yerleşim planı nasıl?

Aşağı inip dinlemeye devam ediyoruz. Kumanda konsolunda üç adet ayarlanabilir koltuk var. Tam merkezde olduğunuz için görüş oldukça açık ve temiz. Ekranların açıları ve pozisyonları da oldukça yerinde. Bu sebeple her şeye hakim hissediyorsunuz. Hemen arkasındaki tezgahta ocak, lavabo, buzdolabı ve altında da televizyon ile ara bir istasyon tadında. İskele taraftaki sürgülü kapıdan mutfağa iniliyor. Merdivenler gayet rahat, iki kişinin rahatça çalışabileceği alana ve tezgaha sahip. İkinci kapısı ile kamaralardan da tamamen ayrışan mutfak, iki basamak uzaklıkta.

Kumanda konsolunun sancağındaki merdivenden kamaralara iniliyor. 2+1 kamara versiyonu olan bu teknede aşağı inince sanki bir avluda gibi hissediyorsunuz; baş tarafta iki kişilik bir kamara, sancakta duş-tuvalet, iskele tarafta mutfak. Kıç tarafa döndüğünüzde ise ana kamara konumlandırılmış. İşte tam bu noktada yani baş kamaradan kıça doğru bakarken kafanızı kaldırdığınızdaki yükseklik inanılmaz bir ferahlık veriyor. Şöyle izah edeyim; Cannes’da vakumlu basket potası bulabilseydim hediye edecektim. İçerisi, 1’e 1 maç yapabileceğiniz bir alan ve yüksekliğe sahip.
Baş kamaraya geçiş düz ayak ve her iki tarafta iki kişilik koltuk var. İki kişilik ada yatak merkezde konumlandırılmış. Koltukların uçlarında dolap bulunuyor. 3+1 versiyonunda bu kamara tam ortadan ikiye bölünüyormuş. Ana kamaraya geçerken iki basamak iniyorsunuz, merkezde yine iki kişilik ada yatak mevcut. İskele taraftaki oldukça büyük çalışma masası ve sandalyesini sancak tarafta iki kişilik koltuk tamamlıyor. Sancak taraftaki duş tuvaletin simetriğinde giyinme odası yer alıyor.
Performans testi: Hız, manevra ve sürüş güvenliği nasıl?
Sıra geldi seyirde neler yapabildiğine deyip baş manevra pervanesinin de yardımıyla aborda olduğumuz yerden ayrılıyoruz. Marinadan çıkana kadar otomatik trim, GPS demiri, gaz kolu senkronize özellikleri gibi teknik bilgiler aktarılmaya devam ediliyor. İki adet Simrad televizyon diyebileceğim ekranda görmek istediklerimizi ayarladıktan sonra ısınma turlarına başlıyoruz.

Performans verileri: Tekne 14 kişi ile 0’dan 35 knot’a 15 saniye gibi çok kısa bir sürede ulaşırken devamında her 5 saniyede 5 knot ekleyip toplamda 25 saniyede 45.1 knot sürate 6400 devirde sabitledi.
Ani gaz kesip tekrar yüklendiğimizde yığılmadan, çizgisini hiç bozmadan devam edebilmesi gaz tepkimesi ile gövde formunun ne kadar iyi bir uyum içinde olduğunu gösterdi. 5600 devirde 35 knot’a sabitledikten sonra iskele alabanda yapınca devir 4200’e gerileyerek 25,4 knot’a kadar düştü. Devamında düzelir düzelmez devrimizi bulup 35 knot’a geri gelip sancak alabanda yaptığımızda yine 4200 devirde 25,4 knot okuduk.
Bu manevralar sırasında 60 feet bir teknede olduğunuzu unutturacak kadar rahat hissettiriyor. Daire çizerken kararlı ve dalgadaki tutunuşları da oldukça yumuşak. Azami 45,1 knot gördüğümüz testimizde bu cüsse ile bu süratteki sakinliği, sessizliği ve verdiği güven çok etkileyiciydi. Önerilen gezi sürati olan 30 knot’a indiğimizde ise sanki durmuş hissi veriyordu. Trafiğin yoğun olması sebebi ile karmaşık dalgalı bir deniz olmasına rağmen hiç hissettirmedi. Sanki 30 feet bir teknedeymişiz gibi hissettiriyordu.
Test devam ederken editörimiz havuzluk oturma grubuna geçince onu ıslatmayı denediysek de başaramadık. Baş taraftaki oturma grubunu da 25 knot süratte test ettik. Ne bir serpinti ne de sersem rüzgâr etkisi aldığını da notlarımıza ekledik.
De Antonio markası rakiplerinden nasıl ayrılıyor ve "SUY" konsepti nedir?
De Antonio D60 cüssesiyle size büyük görünebilir ancak kullanım için çok kolay bir motoryat olduğunu rahatlıkla söyleebilirim. Her modeldeki gibi kendi stüdyolarında tasarladıkları gövde yapısı ile güvenli seyri ve konforu ön planda tutan marka, yarattıkları çözümler ve alanlarla rakiplerinden ayrışmaya devam ediyor. Sektöre kattıkları bu yeni konsepte ben SUV otomobillerden esinlenerek SUY (Sport Utility Yacht) adını verdim. Bakalım siz nerede konumlandıracaksınız?
Bu markanın en beğendiğim yanı ise iki ortak; Marc ve Stan’in en az çalışanları kadar tasarımdan üretime, tanıtımdan güverteye işin içerisinde ekipleriyle omuz omuza çalışıyor olmaları. Zaten onları rakip markalardan ayıran en önemli özelliğin de bu olduğuna inanıyorum. Sektöre kattıkları bu yeni konsept için tebrik ediyorum.

Teknik özellikler
Tam boy: 18,50 metre
En: 5,20 metre
Su kesimi: 1,01 metre
Ağırlık: 20,5 ton
Yakıt kapasitesi: 3.700 litre
Su kapasitesi: 680 litre
Motor: 4X600 HP (azami)
Seyir hızı: 30 knot
Azami hızı: 46 knot


