Yüzmeyi Gemlik Körfezi’nin dingin ve korunaklı sularında öğrendim. Zamanımızın şanslı çocuklarının aksine kursa gitmeden, yüzme hocasından ders almadan. Anlayacağınız yaşama dair iyi kötü ne varsa yaşayarak öğrenen bir kuşağın temsilcilerindendim. Şimdilerde çocuklar için sıkça telaffuz edilen travmanın adı bizim zamanımızda ‘tecrübe’ ile sabitti. Yaşım henüz dokuz, yüzme konusundaki gayretim cüssemden büyüktü. Yılgınlığa mahal vermeden birbiri ardına attığım kulaçlar belki de hayata karşı kazandığım ilk zaferimdi. Denizle iç içe büyüyen biri için ilk kulaç ilk adım kadar önemliydi. Çok değil bundan sadece 25 yıl önce ilçe halkıyla denizin iç içe olduğu zamanlardı. Eski adı Gemilik olan (gemilerin yapıldığı yer anlamında) Gemlik’in dik yokuşlu, dar taş sokaklarında zeytin küfeli eşeklerin gezdiği, yaşanmışlığın ve estetiğin sembolü eski Rum evlerinin zamana direndiği, sokaklarının sabun, zeytin ve balık koktuğu yıllar. Dışarıdan gelenlerin zaman zaman yadırgayabileceği bu kokular kışın yerini ısınmak için yakılan zeytin küspesine bırakırdı. Anlayacağınız barışın, bereketin, sonsuzluğun simgesi zeytin, bizim hayatımızın tam merkezindeydi.

Yunusların peşi sıra yarıştığı denizine ilçenin her noktasından girer, en basitinden oltalarımızla izmarit, istavrit tutardık. Acıkınca eve gitmek, oyunbozanlık demekti. Civardan bulunacak bir sac parçası üzerinde pişirilecek midyeler günün en lezzetli ve keyifli öğünüydü. Ama illa ki her şey imece usulüydü. Kısacası teorik olarak okulda öğrendiğimiz ne varsa pratikte bizimleydi. Yaşadığımız çevre en doğalından fen bilgisi laboratuvarımızdı.
Orhan Veli “Gemlik’e doğru denizi göreceksin sakın şaşırma” derken sanırım ilçenin bu mütevazı ve bir o kadar da yaşanılası hallerini anlatmak istiyordu. Türkçenin anlam zenginliğini düşündüğünüzde bu dizeler hâlâ güncelliğini koruyor. Ancak zaman içerisinde esas şaşılacak şey Gemlik’in akıl almaz değişimi oldu. İlk önce Rumlar’dan kalan bakmaya doyamadığımız tarihi birçok yapı kaderine terk edildi, ardından ölümsüzlüğün sembolü zeytin bahçeleri kat karşılığı ranta kurban edildi. Sahillerimize dökülen betonlar ise deniz ile aramıza koca bir set çekti. Doğanın yüzyıllar içerisinde oluşturduğu doğal kıyı yapılarını biz bir çırpıda yok ediverdik.

Karada vaziyet bu kadar iç karartıcıyken sualtı ile ilgili endişelerim yersiz olamazdı. Merakımı bir an önce gidermek için kendimi körfezin yeşil sularına bıraktım. Eskisi kadar canlılıktan bahsetmek mümkün olmasa da, neyse ki görüş mesafesi korktuğum kadar değildi. Gemlik Körfezi’nin serin suları tıpkı çocukluğumda olduğu gibi bir çırpıda beni bağrına bastı. Mutluydum. Mavi Keyif Dalış ve Cankurtaran Merkezi ile Gemlik Körfezi’nin çeşitli noktalarında birbirinden keyifli dalışlar gerçekleştirdik. Bu dalışlarımıza Güney Marmara Sahil Güvenik Komutanı Tayfun Paşaoğlu da katılarak bizlere destek oldu. Hatta bölgenin dalış turizmine kazandırılması için Bursa Valiliği tarafından batırılması planlanan Sahil Güvenlik botu için yer tespiti bile yaptık. Önümüzdeki aylarda batık projesinin hayata geçeceğini şimdiden söyleyebilirim.
Batıklar, bildiğiniz gibi yapay resiflerdir. Resifler ise (yapay dahi olsa) canlı yaşamına pek çok konuda katkı sağladığı gibi koruma alanı olmadığı zaman da dağınık haldeki balıkların bir arada avlanmasına olumsuz olarak etki eder. Doğal habitatların korunması ve rehabilitasyonunda tercih edilen bir yöntemdir.


Gemlik Körfezi ve Marmara...
Sizlerin de bildiği gibi Marmara Denizi iç deniz olması sebebiyle ekolojik yönden yıllardır tahribata uğradı, neredeyse bir atık merkezine dönüştürüldü. Her ne kadar son dönemde ülkemizde çevre adına olumlu adımların atıldığını gözlemlesek de besleyici elementler açısından zengin olan bu suların kendini toparlaması uzun zaman alacak. Marmara’nın genelinde olduğu gibi Gemlik Körfezi’nde de hemen hemen ilk 10 metre bir tür yeşil alg olan ‘Ulva lactuca’ ile kaplı. Kirlilik indikatörü olan bu türün yoğunluğu ortamdaki fosfor ve azot kaynaklı. Marmara Denizi’nde evsel, endüstriyel ve tarımsal ilaçlamadan dolayı azot ve fosfor miktarı oldukça fazla. Bunlar mikroorganizmalar ve deniz algleri için önemli bir besin kaynağı. Bu sularda sıkça rastladığımız diğer bir tür ise Aurella aurita ve Mnemiopsis leidy. Mnemiopsis leidy, Karadeniz’e 1988 yılında gemilerin balast sularıyla gelmiş bir tür. Ağırlıklı besinini balık yumurtaları ve zooplanktonlar oluşturduğundan avlanabilir balık popülasyonu üzerinde etkisi büyüktür.
Deniz yıldızları ve midyeler ise bölgenin diğer önemli türlerinden. Deniz suyunu süzerek beslenen midyeler sudaki ağır metallerin bir kısmını da vücutlarında biriktirirler. En büyük predatörü deniz yıldızlarıdır. Dengeli bir ekosistemde bu tür üst sınıf avcıların az olması gerekirken Marmara’da bu oldukça yüksek. Ortamdaki besin bolluğu, suyun sıcaklık ve fizikokimyasal değerleri de denizyıldızlarının sayılarında patlamaya yol açmıştır. Derinlere inmemizle Akdeniz kökenli sularla tanışıyoruz, sıcaklık artıyor. Plankton ve askıda duran organizmalarda olmadığından görüş mesafesi oldukça netleşiyor. Algler yerini yumuşak mercanlara bırakıyor.
Doğa, değer bilmez insanoğluna karşı daha ne kadar cömert olur bilinmez. Ama gördüğüm şu ki topraklarında büyüttüğü çocuğu bağrına basmada tıpkı bir ana kadar şefkatli...
Boşuna DOĞA ANA denmemiş...

Gemlik Körfezi’nde dalış
Bursa’da dalış yapmak isteyen sualtı tutkunları için birden çok alternatif var. Gemlik Körfezi’ndeki Kurşunlu, Fıstıklı, Narlı bu dalış noktalarının başında gelirken, hemen karşı taraft a bulunan poyrazıyla ünlü Mudanya ile Güzelyalı sahilleri de farklı alternatifl er sunuyor. Bursa’da destek alacağınız dalış merkezleri: Mavi Keyif Dalış ve Cankurtarma Merkezi: (224) 249 40 87
Oasis Dalış Merkezi: (224) 235 02 96 Mavi Yıldız Doğa ve Sualtı Sporları Merkezi: (224) 249 77 27

Naviga'nın Nisan 2015 sayısında yayınlanmıştır.


