Popüler Konular : Anneler Günü hediyen... | Mayıs navigasyon... | Süper'lerle dolu bir... | Prestige 520 ... |
Yat turizmine bir darbe de yurt dışına çıkış yasağından
Meriç Köyatası
7.03.2018
A | a
Yat turizmine bir darbe de  yurt dışına çıkış yasağından

Yapılan denetimlerde uluslararası sözleşme kurallarına aykırılıklar yüzünden gemilerimiz yabancı limanlarda tutuluyor. Bu sebeple ülkemiz gri listeye düşmesin diye, guletlerin yurt dışına çıkışına izin verilmiyor. Türk hükümetinin gerekçelerinden biri de tutulan gemi sayısının artması durumunda Türk gemilerinin uluslararası taşımacılıkta pazar kaybedecek olması. Geçen yıl tutulan 14 gemiden dördü gulet, diğerleri büyük ticaret gemisi…
Yunanistan, “Biz keyfi hareket etmiyoruz. Avrupa Birliği talimatlarına, Paris Anlaşması’na göre denetim yapıyoruz. Yatlar gemilerle aynı sınıfta tutulduğu için de gemilerden istenen tüm koşulları yatların da yerine getirmesi gerekir” diyor.
Türkiye’de amatör denizciler, yıllardır 5 metrelik kıçtan takma motorlu bir kayığa bile gemi muamelesi yapan uygulamanın kalkmasını, özel yat tanımlaması yapılmasını istiyor.
Bakalım sonuç ne olacak?


 

Geçen sezonun sonuna doğru, liman başkanlıkları, Ankara’dan gelen bir mesaj emri ile Türk Bayraklı ticari yatların yurt dışına çıkışına yasak koydu. Gerekçesi ise yurt dışına giden Türk Bayraklı gemilerin liman denetiminde, uluslararası kriterlere uymadığı gerekçesiyle tutulmasıydı. (Paris Mou, Port State Control şartları yabancı limanlarda tabi tutulacağı kontrol kriterleri.)

Bir geminin başka bir ülke limanında tabi tutulduğu denetimde, bazı kriterleri yerine getirmemesi üzerine ceza alması ve o limanda bağlı tutulması, ülkelerin dünya deniz taşımacılığındaki pazar payını da etkiliyor. Ülkelerin deniz ticaret filoları, üç grupta toplanıyor: Kara liste, gri liste ve beyaz liste.

Türk Deniz Ticaret Filosu, beyaz listede. Ancak yapılan denetimlerde limanlarda tutulan gemi sayısı belli bir oranı aşarsa, o ülke gri listeye düşüyor. Bazı ülkeler, gri listedeki ülkelerin gemilerine limanlarına giriş izni vermiyor. Bu da o ülkenin uluslararası taşımacılık pazarında büyük pay kaybetmesine yol açıyor. Bu açıdan bakıldığında Ankara’nın bu hassasiyeti anlayışla karşılanabilir.

Ancak hangi tür gemilerin, hangi limanlarda, hangi gerekçelere dayanarak tutulduğuna baktığımızda, mavi yolculuk yapan guletlere, toptancı bir şekilde yaptırım uygulanmasını, dolaylı olarak cezalandırılır duruma düşürülmelerini anlamakta güçlük çekiyorum.

2017 yılında yabancı limanlarda tutulan Türk gemilerinin sayısı 14. Bunlardan sadece dört tanesi mavi yolculuk yapan gulet, 10 tanesi de büyük yük gemisi…

Buna rağmen, guletlere hâlâ yurt dışına çıkış yasağı uygulanması ise acentelerle anlaşmalarını bir yıl önceden ekim, kasım aylarında yapan mavi tur teknelerinin ve işletmelerinin sözleşme yapmasına, avans alması ve bu avanslarla teknelerin kışlık bakım, boya vb gibi işleri yapmasına da engel teşkil ediyor.

Tabii bu olay sadece mavi yolculuk yapan guletleri etkilemekle sınırlı kalmıyor. Acenteler, bu teknelere bakım onarım hizmeti veren çekek yerleri, teknelere bakım hizmeti veren, boyacı, mekanik, elektrik gibi teknik servisleri, Bodrum, Marmaris, Fethiye esnafını da etkiliyor.

Sorunu masaya yatırmak ve sorunlarını tartışmak için Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi ile Bodrum Denizciler Derneği 19 Ocak’ta toplandı. Bu toplantıya Bodrum’un neredeyse tamamı sahip çıktı. Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, Bodrum Ticaret Odası Başkanı Mahmut Kocadon, TÜRSAB Bodrum Şube Başkanı Sevinç Gökbel, Yat İşletmecileri ve Acentelerinin Derneği TYBA Başkanı Şeref Sevi, Deniz Ticaret Odası Yat İşletmecileri Meslek Komitesi Başkanı Tunç Kurtluoğlu, Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi Başkanvekili Arif Yılmaz, Bodrum Denizciler Derneği Başkanı Mustafa Demiröz, Bodrum Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Erdoğan Başeymez, guletlere getirilen çıkış yasağının etkilerini tartıştılar.

Toplantıya Marmaris ve Fethiye’deki acenteler ile gulet işletmecileri de davetli olmasına rağmen, onların katılmaması da dikkat çekici oldu.

Toplantıda ortaya çıkan görüşler ve önerileri şöyle:

 

Mavi yolculuk ölüyor,

farkında mısınız?

Ülkemizin ve Ege Bölgesi’nin yarattığı bir ürün olan, dünya çapında bir marka haline gelmiş mavi yolculuk son yıllarda dış etkenler nedeni ile can çekişiyor.

Yurt içinde giderek koylarımızı kaybediyoruz. İlgili makamlara mavi yolculuk koylarının özgünlüğünü ve önemini, bu koyların tarihi ve doğal değerleriyle korunması, otel, tatil köyü, konut gibi yapılaşmalara açılmaması gerektiğini anlatamadık.

Koylarımız yapılaşarak azaldıkça mavi yolculuğun hayat alanı daralıyor.

Son yıllarda mülteci sorunu, terör olayları, ülkemize duyulan güvensizlik gibi etkenler de özellikle Avrupalı ve Amerikalı tur operatörlerinin ülkemizden çekilmesine yol açtı. Bu boşluk yeni pazarlarla doldurulmaya çalışılıyor ama bu iş zor ve zaman alacak bir süreç.

Bu olumsuz gelişmelerin üstüne bir de T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın Türk Bayraklı ticari teknelere yurt dışı çıkış izni vermemesi gibi bir uygulama ile karşılaştık.

Teknelerimiz, ülkemizdeki terör olaylarından kaynaklanan korku nedeni ile yabancı turistleri Yunan Adaları’ndan alıp yine kendi körfezlerimizde ve/veya Yunan Adaları’nda gezdiriyordu. Her hâlükârda kendi işletmelerimiz, teknelerimiz, kumanya tedarikçilerimiz, kısaca yine Türkiye kazanıyordu.

Liman başkanlıklarına gelen bir mesaj ile yurt dışı çıkışlarımıza izin verilmemeye başlandı. Sonra bu yasak bakanlıkla görüşmeler sonucunda geçici olarak kaldırıldı. Ama 25 Eylül 2017 tarihinde yasak tekrar başladı ve halen kalkmış değil.

Bakanlığımızın gerekçesi ve bizlere açıklaması yurt dışında teknelerimiz ile yapılan kontrollerde eksikler ve hatalar bulunması, teknelerin tutulması ve bu durumun ülkemizi beyaz bayraktan, gri bayrağa geçirebilecek olması ve bakanlığın bu riski göze almamak istemesiydi.

Yurt dışına çıkış yasağı ile ilgili elimizde hiçbir belge olmaması bizi müşterilere ve acentelere karşı savunmasız bıraktı. Bu, bize ve Türkiye’ye duyulan güveni yıpratmakta ve üstelik tazminat ödemeye mahkûm etmektedir.

Bu yasak sadece mavi yolculuk işi yapanların değil tüm Bodrum’un, Ege’nin ve ülkemizin cezalandırılması demektir. Mavi yolculuktan ekmek yiyen işletmeler, tekneciler, mürettebat, kumpanyacılar, transferciler, sigortacılar, yatçılar, bakım ve onarımcılar, çekiciler, tersaneciler gibi sektörle geçinen ve ara paydaşların hepsi zarar görmektedir.

Sonunda da ülkemiz zarar görmektedir. Çünkü ülkemizde, bölgemizde doğup büyüyen bir ürünü, pazarımızın büyük bölümünü kendi ellerimizle başka ülkelere teslim ediyoruz.

Bu sorunları çözmesi yolumuzu açması gereken bakanlık, gemileri denetleyemediği, dış ilişkileri çözümleyemediği için tersine çareyi bizim yatlarımızı yasaklamakta bulmaktadır.

Mavi yolculuk, belki de bizim tek milli turizm ürünümüzdür. Bizim koy ve kıyılarımızda, bizim insanlarımız tarafından yaratılmıştır. Bizim tersanelerimizde, bizim mühendislerimiz tarafından geliştirilen, kendisi de dünya çapında marka olan, ihraç edilen teknelerimiz ile yapılmaktadır. Hizmeti üreten, pazarlayan, gerçekleştiren kendi insanlarımızdır.

Bizim kıyı ve koylarımız, iklimimiz bize mavi yolculuk yapma imkânı sağlamaktadır. Bu coğrafi koşullar, iklim, tarih ve kültür çok az yerde olduğu için mavi yolculuk en fazla rekabet avantajımız olan ürünümüzdür, markamızdır. En önemlisi koylarda herhangi bir yapılaşmaya gerek görmediği için sürdürülebilir bir etkinliktir.

Yatçılık, yasaklanması bir yana, korunması gereken denizciliğimizin ve turizmimizin ana faaliyetlerinden biridir. Bu yasağın hemen kalkması gerekir.

Sorunun asıl ve temelden çözümü ise bizim mevzuatımızda yatların gemilerle aynı sınıfta tutulmasından vazgeçilmesidir. Yatlar için uluslararası kurumların, diğer ülkelerin mevzuatlarında olduğu gibi muafiyetlerin ve farklılıkların sağlandığı yönetmelikler çıkarılmalıdır.

Son gün bakanlık yetkililerinden aldığımız bilgiye göre bakanlığımız hazırladığı yeni bir genelge ile IMO’ya başvurarak sorunu çözmeyi amaçlamaktadır. Bu genelge ile yatlarla gemiler ayrılacak, yatlar için Primitive Traditional Building Yacht (özgün geleneksel inşa edilmiş) tanımı yapılarak mevzuatlarda mevcut muafiyetlerin işlemesi sağlanacak. Bu denizcilerin, sektörün yıllardır söylediği çözüm ancak tabii tüm mevzuatın gözden geçirilmesi, yeni sorunlar yaratmayacak şekilde yazılması gerekiyor. Bunun için de sektör, ilgili oda ve derneklerle birlikte çalışılması şart. Ancak bakanlık henüz bizlerle hiçbir bilgi paylaşmış değil. 10 gün daha beklememiz istendi. Biz de bekliyoruz.”

 

Yat mı gemi mi?

Bodrum’daki toplantıda öne çıkan görüşler böyle… Biz amatör denizcilerin en çok sıkıntısını çektiğimiz konulardan biri de Türk Ticaret Kanunu’ndaki gemi tanımlaması…. Ticaret Kanunu, kürek dışında kuvvetle yürütülen her türlü deniz aracını gemi olarak kabul ediyor. Bu tanıma göre 5-6 metrelik kıçtan takma motoru olan bir kayık bile gemi statüsünde değerlendiriliyor. Bir ara 5 bin dolarlık bir kayık için en az 20 bin dolarlık zorunlu ek teçhizat taşımamız gerekiyordu. Çok şükür bu ve buna benzer dünyanın hiçbir yerinde olmayan uygulamaların önemli bir bölümü kaldırıldı ama yat tanımı ile gemi tanımı ve özellikle de ticari olmayan özel yat tanımlamalarında, yurt dışında değil yurt içinde çok ciddi sıkıntılarımız var. Bir kısmı çözülüyor, bir kısmı hâlâ sürüyor.

Gemi ve yat ayrımı yapılmadığı için de başımız, Şehircilik ve Çevre Bakanlığı ile de dertte. “Uygulama olanağı çok kısıtlı olan Mavi Kart’ı küçük özel yatlardan kaldırın, böyle bir uygulama dünyanın hiçbir yerinde yok” diyoruz. Bu konuda belki yüz defa toplantı yapıldı, binlerce sayfayı aşan makaleler yayınlandı. Çevre Bakanlığı, “Siz kanuna göre, gemisiniz” diyor. Biz, uluslararası anlaşmalara, Marpol’e göre 24 metreden küçük tekneler, 10 kişiden az yolcu taşıyan tekneler, 200 grostonun altındaki tekneler gibi kriterlerden bahsediyoruz. Çevre Bakanlığı, “Denizcilikle ilgili uluslararası tanımlamaları, anlaşmaları anlamam, Ticaret Kanunu’na bakarım” diyor. Amatör denizcilerin üzerinde Mavi Kart cezaları kabusu dolaşıyor.

Mavi yolculuk yapan guletlerin yat tanımlaması meselesinden, biz amatör denizcilerin özel yat-gemi tanımlaması sorununa değinmeden geçemezdim. Şimdi tekrar guletler için yapılacak yat-gemi tanımlamasına dönelim.

Bundan bir ay kadar önce Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, guletlerin Yunan limanlarında tutulması ile ilgili olarak Atina’da bir görüşme yaptı. Basına yansıyan bölümden anladığım kadarıyla, iki bakan da karşılıklı olarak geleneksel yöntemlerle üretilen yatların gemi sayılmaması gerektiği konusunda hemfikir…

Bu konuyla ilgili detaylar tam olarak ortaya çıkmadı. Ama Deniz Ticaret Odası Yat İşletmecileri Meslek Komitesi Başkanı Tunç Kurtluoğlu ile yaptığım sohbetten edindiğim izlenim şu: Yunanistan tarafı, kendilerinde de geleneksel inşa tekniği ile üretilen teknelerin yat olarak tanımlandığını ve Paris Anlaşması kriterleri yerine daha hafif kriterlerin olduğunu belirtiyor. Zaten dünyanın birçok ülkesinde, Primitive Traditional Building Yacht (Basit ve geleneksel yöntemlerle inşa edilmiş yat) tanımlaması yapılıyor. Yatların gemi sayılmaması için de uluslararası anlaşmalarda başka kriterler var. Boyu 24 metreden büyük olmayacak, yolcu sayısı 10 kişiyi aşmayacak gibi… Tabii bu tür tekneler tüm denetimlerden tamamen muaf değil ama denetim kriterleri biraz daha hafif.



             Bu da gemi                                                                                                        Bu da gemi

      

 

Bu arada gelen bilgilere göre, Ulaştırma Denizcilik ve Habercilik Bakanlığı’nın, bu sorunu çözmek için geleneksel yöntemlerle inşa edilmiş gemilerin yat olarak tanımlayacağı bir genelge hazırlığı içinde olduğunu da öğrendim. Büyük ihtimalle şubat ayının başlarında bu genelge yayınlanabilir.  Bakanlıkta yapılan çalışma hakkında detaylı bilgi sahibi değilim ama aklımda oluşan soruları sıralamak isterim.

Bu noktadan sonra kendi görüşlerimi tartışmaya açmak istiyorum.

Sorunun esası Ticaret Kanunu’na göre kürek dışında yürütülen her türlü deniz aracının gemi sayılması. Gemi ve yat ayrımı kanun değişmeden genelge ile yapılabilir mi? Belki genelge ile dış sularda sorunu çözebilirsiniz. Çünkü bu genelge uluslararası anlaşmalara uygun bir genelge olacak. Ancak biz, içeride kanunu değiştirmeden bir genelge ya da yönetmelikle guletleri gemi sınıfından çıkarıp da kanunla hâlâ gemi saymaya çalışırsak, uluslararası hukuk bunu hülle saymaz mı? “Siz içeride gemi deyip dışarıda yat diyorsunuz, bu ne biçim iş” demezler mi?

Unutmayalım, Yunanistan’da tutulan dört gulet, esasında göze batan eksiklik nedeniyle değil, birbiri ile rekabet halinde olan iki acenteden birinin ihbarı nedeniyle tutuldu. Yarın öbür gün bir başka acentenin “Bunlar burada yat ama kendi denizlerinde gemi muamelesi görüyor” diye ihbar ederse, bu düzenleme geçersiz olur mu?

Gemi ve yat tanımlaması yapılacaksa bu kanunla yapılmalı ve yönetmelik ve genelgelerle de desteklenmelidir. Tabii yat tanımlaması yaparken de bürokrasimizin kendi kriterleri değil, uluslararası denizcilik kriterleri esas alınmalıdır. 10 kişiye kadar olan yolcu sayısı ve 24 metre kriterleri esas alınmalıdır. Ve tabii özellikle amatör denizciler için büyük sorun olan Gemilerden Atık Alım Yönetmeliği’ne dayanılarak çıkartılan Mavi Kart uygulamasından 24 metre altı yatlar muaf tutulmalıdır.




 

Türk gemileri neden tutuluyor?

Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü, Türk Bayraklı gemilerin son üç yılda birden fazla tutulma yaşanan limanları ve hangi limanlarda hangi nedenlerden ötürü tutulduğunu tek tek açıklayan harika bir çalışma hazırlamış. Sektöre yönelik denetimler ve eğitim çalışmalarını da gayet iyi yapmış. Kutluyorum. Ama az sayıda gemi denetlendiği için, belki de sadece ihbara konu olan gemiler denetlendiği için tutulma oranı yüksek çıkmış.

2017’nin ilk iki ayında, çeşitli ülkelerin deniz ticaret filolarına ait 2.758 gemi denetlenmiş, 108 gemi tutulmuş. Denetlenen Türk Bayraklı gemi sayısı 59 olup tutulan Türk gemisi 13… Sonradan Kalimnos Adası’nda tutulan bir guletle birlikte bu sayı 14 olmuş. Bu 14 geminin 10’u ticaret gemisi, 4’ü gulet… Bu denetlemelerde, önemli olan tutulan gemi sayısından çok, denetlenen gemi sayısı ve tutulan gemi sayısı oranı… İki aylık süre içinde dünyada denetlenen gemilerin yüzde 4’ü tutulmuş. Ama Türk Bayraklı gemilerde bu oran yüzde 23 gibi dehşet bir rakam. Gerçi 2017’nin tamamını bilmiyorum ama önceki yıllarda Türk Bayraklı gemilerin denetime göre tutulma oranı yüzde 3 ile yüzde 6 gibi mükemmel bir sonuç veriyor. 2017’nin ilk iki ayında yüzde 23 gibi bir oran ortaya çıkınca, doğal olarak Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı panikliyor. Ben olsam ben de paniklerim. Ama kısa süre sonrasında da soğukkanlı düşünmek gerekir. İşte o süre uzayınca, doğal olarak ve haklı olarak da turizmciler panikliyor.

Genel olarak İtalya, Romanya, Yunanistan ve İngiltere (Cebelitarık) limanlarında tutulma var. Yunanistan’da Rodos, Sakız ve Stylis limanları öne çıkıyor. Gemilerin tutulma gerekçeleri ise şöyle:

- Yangın algılama ve söndürme sistemlerinin düzgün çalışmaması,

- Sefere ait seyir haritasının bulunmaması,

- Filika ve can simitlerinin kullanıma hazır olmaması,

- Makine dairesinde bulunan dahili haberleşme sisteminin çalışmaması,

- Geminin denize elverişliliğini etkileyecek şekilde tekne hasarı olması,

- Manyetik pusulanın düzgün okunmaması,

- Talim görev listesinin gemide olmaması,

- Gemi adamlarının aylık maaşlarının düzgün ödenmemesi…

Daha bir yığın neden var. Bana göre en ilginç tutulma nedeni İngiltere’de… İngiltere altı gemi tutmuş. Üçünün tutulma gerekçesi, personel maaşlarının düzenli ödenmemesi… Bu bir iktisatçı olarak bana harika bir başka yazı konusu verdi. Onu da gelecek sayıda paylaşırız.

Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
 
 
 
 
 
FIRTINA TAKVİMİ

04 Mayıs Çiçek Fırtınası

10 Mayıs Doğu Rüzgârları

16 Mayıs Filiz Kıran Fırtınası

19 Mayıs Kakulya Fırtınası (3 gün)

23 Mayıs Ülker Fırtınası

30 Mayıs Kabak Meltemi (2 gün)

TAKVİM
2
HAZİRAN
İBB Yelken Festivali
Yer:Maltepe/İstanbul
Tarih:02 Mayıs-04 Mayıs
3
HAZİRAN
TYBA Yacht Charter Show
Yer:Yalıkavak Marina
Tarih:03 Mayıs-06 Mayıs
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri