Popüler Konular : Okyanusların onurlu ... | Koyuma da ağacıma da... | Marmaris'te hafta kö... | Kasım navigasyon... | ‘Büyük şehir’ felake... | Okyanusların onurlu ... |
Sezondan manzaralar
Meriç Köyatası
3.11.2017
A | a
Sezondan manzaralar

Koylarda turist yok. Ama çok sayıda Türk teknesi var. Çoğu gıcır gıcır ve 50 feet üstü yelkenliler, motoryatlar... Demir atma durumları bir facia…

Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın Muğla kıyılarının SİT derecelerini düşürme hazırlığı henüz onaylanmasa da, kıyılarda kaçak yapılaşma artarak devam ediyor. İlçe belediyelerinin mücadele yeteneği ve gücü maalesef pek yok. Ancak duyduğum kadarıyla, Marmaris Belediyesi, kasım ayında yolu olmayan koylar dahil, birçok yerde kaçak iskele ve yapının yıkımına başlama kararı almış.

FOTOĞRAFLAR: NAVİGA ARŞİVİ

 

Sezon ortasından manzaraları aktarmak istedim. Birçok konu var. Önce turizm. Türkiye turizm gelirleri içinde yat turizminin payı yaklaşık yüzde 20 civarında. Daha az sayıda insanla daha çok gelir bırakıyor. Ancak koylarda dolaşan bir tane yabancı tekne görmedim desem, yeri var. Turizm bakımından işler çok kötü. 1990 Körfez Savaşı dahil, hiç böyle kötü sezon görmedim.

Charter şirketlerinin tamamı neredeyse gitmiş. Kalan birkaç şirket ise kapasitesini ciddi şekilde düşürmüş. Tekne kiralayan az sayıda Türk’e rastladım.

Teknesini Türkiye’de bırakan yabancılar ise marinalarda bakımlarını yaptırıp son sürat kaçıyor. Henüz gitmemiş yabancılarla yaptığım konuşmalardan edindiğim izlenim, terör ve Suriye savaşından ziyade, dış politika da yaşadığımız sorunlar.

Hisarönü Körfezi’nde dolaşıyorum. Yabancı yok ama Türkler var. Birkaç yıl öncesine kadar çok sayıda Türk denize çıkmış. Kimi tekne kiralamış. Çoğunluğu gıcır gıcır en küçüğü 50 feet tekneler… Yelkenlisi var, motoryatı var. Deniz sevgisi ve kültürü adına güzel bir gelişme diyeceğim ama sanki biraz tuhaflık var gibi.

Şöyle ki, biz bu işe başlarken, büyüklerimiz ve üstatlarımız bize abrayabileceğin küçük tekne ile başla öğüdü verirdi. 7-8 metrelik teknelerle başladık, 10-12 metre teknelerle devam ettik. 12-15 metre arasında da dur dedik. Bize büyüklerimizin öğrettiği “Abrayamadığın tekne senin değildir” cümlesi hiç aklımızdan çıkmadı.

Yeni teknoloji ile üretilen teknelerde belki artık 7-8 metreler küçük kalabilir. Başlangıçta, 12 metre civarında bir tekneyi abramak mümkün olabilir. Ancak gördüğüm büyük çoğunluk, 15-16 metre tekne ile bu işe başlamış. 50 feet altında yeni tekne görmek pek mümkün değil gibi.

Denizde tecrübe kazanmak için denize çıkıp hata da yapılır. Buna da tamam. Ancak bu tecrübeleri yaşamadan önce de, yaşarken de çok bol okumak lazım. Yeri geldikçe sık sık yazar, sohbetlerde söylerim. Bir kere daha siyah harflerle yazıp tekrarlıyorum.

Karada gitmek, havada inmek, denizde durmak önemlidir. Durmaktan kasıt, teknenizi demirlemek, iskeleye bağlamak, limana bağlamaktır. Limanda bağlı iken, hasar gören ya da batan tekne sayısı, seyirde batan ya da hasar gören tekne sayısından fazladır.

Demir atmanın önemi

Demir atmak çok önemlidir. Demir atmadan önceki hazırlıklar önemlidir. En kolay demir atma şekli gibi görülen alargayı hafife almayın. Sizden önce demir atmış birinin güvenliğine ve huzuruna saygı gösterin. Mesela demir atıp kıçtan 50 metre koltuk almış bir teknenin pruvasına 5 metre kalıncaya kadar girip, alargada demir atmaya kalkışmayın. Demirde kaloma nedir bunları öğrenin. Alargaya demir atacaksanız, etrafınızdaki tekneleri, demirleri de göz önüne alıp salınım dairesini hesaplamayı öğrenin. Bir iki hafta yelken dersi almakla olmaz. Katıldığınız kurslarda mutlaka manevra ve demir atmayı öğretmelerini ısrarla isteyin. Defalarca manevra ve demir atma alıştırmaları yapın. Burada demir atmayla ilgili artık tekrar yazmayacağım.

Küçük bir tekne ile başlamadınız. 50 feet ve üzeri sıfır tekne aldınız. O kadar masraftan sonra bir haftalık kursla yetinmeyin. Öğretmeyi bilen bir kaptan ya da tecrübeli bir arkadaşınızı davet edin, ücreti ne ise ödeyin. Manevra, demir atma, seyir planlaması gibi konuları öğrenin. Piyasada kalmadı ama benim Denizde Yaşamak kitabımı internet ortamında edinin. Bu sezon geçti ama önümüzdeki kış fuarda üçüncü baskısını bulabilirsiniz. Turgay Noyan’ın, Denizden Gelen Kadın ve Denizden Gelen Adam kitaplarını, elinizdeki dergide çıkan teknik konuları okuyun, Sadun Boro’nun tüm kitaplarını, denizde ilk yardım kitabını ve seyir kuralları ile ilgili kitapları edinin.

 

Orhaniye’de lojistik merkezimiz...

Hisarönü Körfezi’nde dolaşırken arada bir ikmal için Orhaniye’ye uğruyorum. Bu sene ikmal merkezi olarak burada Palmiye Marinet’i seçtim. Güzel bir T iskelesi var. Tonoz alırken ve bağlanırken çok düzgün hizmet alıyorsunuz. İskelede elektrik ve su var. İskelenin hemen arkasında güzel bir lokantası, duş ve tuvaletleri, oteli ve yüzme havuzu bulunuyor. 68. Kanal’dan anons edebiliyorsunuz. Çamaşır yıkama servisi var. Akşam yemeğini lokantada yerseniz bağlamak serbest… Eğer tekneyi birkaç gün bırakıp gitmek isterseniz de cüzi bir ücret ödeyerek güven içinde teknenizi bırakabiliyorsunuz. Son ikmal için geldiğimde karaya çıkıp Naviga’nın yazısını da restoranın önündeki çardak altında yazayım dedim. Bir baktım Çetin Kent benden önce gelmiş, bilgisayarını açmış, Naviga yazısını yazıyor. O da bu sezon için Hisarönü Körfezi’nde lojistik merkez olarak Orhaniye Palmiye Marinet’i seçmiş. Sahibi Doğan Saygılı… Tam yedi yıl uğraşıp burada marina izni alıp bu iskeleye yapmış. Arkadaki odaları da çok güzel... Misafirlerinize ve arkadaşlarınıza gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirsiniz.

Kıyılar ve yağma

Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın Muğla kıyılarının SİT derecelerini düşürme hazırlığı, henüz onaylanmasa da kıyılarda kaçak yapılaşma artarak devam ediyor. İlçe belediyelerinin mücadele yeteneği ve gücü maalesef pek yok. Çevre Bakanlığı, Özel Çevre Koruma Bölgesi’ndeki tüm yetkiyi elinde bulunduruyor. Bu bölgelerin imar düzenlemesi, günübirlik kiralamaları, kimi iskelelerin işletilmesi gibi haklar, bakanlıkta. Bunların bir bölümünün işletmesini de Muğla Çevre Vakfı diye valilik bünyesinde oluşturulmuş bir vakfı işletiyor. Ama temizlik ve kaçak yapılaşma ile ilgili tüm işler ilçe belediyelere bırakılmış. Muğla Büyükşehir de değil. İlçe belediyeleri…

Şimdi birkaç tane örnek vereceğim. Adam gitmiş. Karayolunun olmadığı 1. Derece Koruma Alanı olan Sığ Liman’a taş binayı yapmış, önüne iskeleyi koymuş. Nasıl olduysa elektrik de çekmiş.

Bir diğeri Kocabahçe’de denize sıfır inşaat yapıyor. Bozburun’da karayolunun olmadığı yerlerde inşaat patlaması var. Marmaris Belediyesi’nin bu kaçak inşaatları önlemesi için imkan ve kabiliyetleri sınırlı. Sadece Marmaris değil. Bodrum Yarımadası’nı saymıyorum bile… Dalyan’da, Göcek’te küçük bir iskele ile başlayan yapılaşmalar, işin suyunu çıkarmış, neredeyse marinaya dönüşmüş. Hepsi kaçak. Gerçi ihtiyaç duyulan iskelelerin yasal olarak yapılması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndaki bürokrasi nedeniyle neredeyse imkansız. İfratla tefrit arasında gidip geliyoruz. Kaçağı savunmak olmaz, bizim gibi çevreci yaklaşım sahibi kişilere de yakışmaz. Ancak denizcilikten bahsediyorsak, elektriği, suyu ile iskeleler de büyük bir ihtiyaç. O nedenle iskele izinleri konusunda çok katı olmazsak, bir yığın eften püften kaçak iskele yerine, yeteri kadar güvenli iskelemiz olur.

Tüm yetki Çevre Bakanlığı’nda, yıkım işi ilçe belediyelerinde… Oysa bu işi Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne verse iş kolaylaşacak. Benim önerim şu: Muğla Büyükşehir Belediyesi, aynı zamanda yangın söndürme görevi de yapacak bir adet uçak ya da helikopter alacak. Haftada bir kıyılar üzerinde uçacak. Kaçak inşaat tespit edecek. Bir ya da iki adet küçük arabalı vapur gibi çıkarma gemisi edinip karayolu olmayan bölgelere buldozer taşıyacak. 1.400 kilometre uzunluğundaki tüm Muğla kıyıları kontrol edilebilecek. Ama bu işi olanakları düşük ilçe belediyelerine bırakmak, kaçağa davetiye çıkarmak gibi bir şey… Ama duyduğum kadarıyla Marmaris Belediyesi, kasım ayında tespit edilen kaçak yapı ve iskeleleri yıkacakmış.

Bu kaçak yapılaşma konusundaki en büyük sorun şu… Bu bölgeler 25 yıl kadar önce Özel Çevre Bölgesi olarak ilan edildiğinde, bakanlık, burada yaşayan insanların ihtiyaçlarına ve doğal hayatın gelişmesine ve ihtiyacına göre imar planı yapacaktı. Bu bölgede yaşayan insanların çocukları oldu, büyüdü, askere gitti geldi. Evlendi. Ama bu doğal gelişime ve sürece cevap verecek imar planları yapılmadığı için insanlar doğal olarak kaçak yapılaşmaya mecbur kaldı. Masum olmayan devasa bir kaçak yapılaşma da doğal ihtiyaçtan kaynaklanan bu kaçak yapılaşmanın ardına saklandı.

Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
 
 
 
 
 
FIRTINA TAKVİMİ

06 Kasım Kuş Geçimi

07 Kasım Kasım Fırtınası

12 Kasım Lodos

16 Kasım Koç Katımı (3 gün)

23 Kasım Güney Rüzgârları

28 Kasım Ülker Dönümü

TAKVİM
25
KASIM
TAYK-Sonbahar Kupası II
Yer:Caddebostan
Tarih:25 Kasım
25
KASIM
İzmir Sonbahar Trofesi 4. Ayak Yarışları
Yer:Çeşme Marina
Tarih:25 Kasım-26 Kasım
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri