Popüler Konular : Okyanusların onurlu ... | Okyanusların onurlu ... | Aralık sayısı naviga... |
Denizin kadın emekçileri 'biz de buradayız' diyor
Naviga
8.03.2016
A | a
Denizin kadın emekçileri 'biz de buradayız' diyor

Kimi zaten az kazanan kocası ya da babasına destek olmak amacıyla denize açılmaya başlamış kimisi de kocasını kaybettikten sonra kredi borcunu kapatmak için. Bazıları 30 yıldır denize açılıyor. Her günleri aynı: Sabah gün doğmadan çocuklarını ya da bebeklerini evde bırakıp yola çıkıyor, tuvaleti bile olmayan teknelerde, kimi zaman buz gibi havada günün 12 saatini denizde geçiriyorlar. Her günü aynı gibi görünen bu yaşam aslında arkasında birçok hikayeyi saklıyor. Aralarında yüzme bilmeyenler de var, hamileler de. Bazıları çocuğunu rahatlıktan nasibini almamış bu küçücük teknelerde büyütmek zorunda kalıyor. Aralarında küçücük çocuğunu denize kurban verenler dahi var.. Kayıtlarda isimleri resmen yer almasa da bugün Türkiye’de 1.000’e yakın kadın balıkçının bulunduğu tahmin ediliyor. Sektörle ilgili istatistiklerde isimleri geçmediği gibi kadın balıkçıların karşılaştıkları sorunlar da bilinmiyor. Ama artık onların da sesini duyan birileri var.
 
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Huriye Göncüoğlu, kadın balıkçılara el uzatan ilk kişilerden. 2007 yılında bitirme tezi konusu olarak Türkiye’deki kadın balıkçıların sorunlarını seçen Göncüoğlu, işe önce onların gönlünü ve güvenini kazanarak başladı. Başta kapalı kutu olarak karşısına çıkan kadın balıkçıların teknelerine, evlerine ve sofralarına konuk oldu, dertlerini dinledi, adeta onların ‘kızı’ oldu. Bu yola ‘hayatını adayan’ Göncüoğlu’nun girişimleri Akdeniz Koruma Derneği bünyesinde Ege’nin Kadın Balıkçıları Projesi’nin de kapılarını araladı. Proje hayata geçince ilk olarak kadın balıkçıların yoğunlaştığı Ege kıyılarından işe başlandı. Amaç; yasadışı ve aşırı avlanmanın yol açtığı olumsuz koşulları -bu sonuçlara ulaşılmasında
en az sorumlu olan- kadın balıkçıların sürdürülebilir balıkçılık konusunda eğitilmesi. Ve bir de giderek azalan kadın balıkçı sayısının artırılması. Huriye Göncüoğlu projeyle ilgili sorularımızı yanıtladı.
 
Kadın balıkçılarla ilgili araştırma yapmaya nasıl karar verdiniz? Neden bu konuyu seçtiniz?
Üniversitede su ürünleri ve balıkçılık üzerine okudum. Öğrencilik hayatım balıkçılarla geçti. Teknelerine, evlerine, yemeklerine konuk oldum. Lisans eğitimimden sonra burslu olarak İspanya’da balıkçılık yönetimi yüksek lisans eğitimini tamamladım. Orada balıkçılık sosyoloji ve antropolojisi derslerinde kadın balıkçılar ve aileleri ile ilgili konular, dernekleri hakkında bilgiler aldım. Türkiye’ye dönünce de evlerine konuk olduğum balıkçı aileleriyle ilgili tez yapmak istedim. Danışmanım Doç. Dr. Vahdet Ünal’ın desteğiyle de kadın balıkçılar ve örgütlenme eğilimleri hakkında yüksek lisans tezimi tamamladım. İstedim ki balıkçılığa emek veren kadınların varlığı bilinsin. Yurtdışında onlara verilen değer, Türkiye’de de hak ettiği yeri bulsun.
 
Kadın balıkçılara nasıl ulaştınız?
Kadın balıkçıların varlıklarından zaten haberdardım, bu varlığı resmi olarak da öğrenmek istedim. Fakat resmi kayıtlarını bulamadım. Türkiye’de bu alanda cinsiyete dayalı veri tutulmuyor. Biz de balıkçılar ve kooperatif başkanları ile görüşmeler yaptık. Bilmediğimiz kadın balıkçıların yerlerini öğrendik. Araştırmamızın sonunda Muğla bölgesinde balıkçılık yapan kadınların sayısının daha fazla olduğunu öğrendik. Araştırma süresince bir sırt çantasıyla tüm Muğla kıyılarını dolaştım, kadınlarla tek tek görüştüm. Evlerinde konakladım. Aramızda duygusal bir bağ oluşturdum.
 
‘Onların kızı oldum’
 
Güvenlerini kazanmak zor oldu mu?
Ziyaretlerim süresince onlarla uzun uzun sohbetler ettik. Balıkçılar özellikle de kadın balıkçılar kendilerinden olmayanlara oldukça mesafeli ve uzak durur. Ben de böyle bir grupla karşılaştım ilk başta. Kapalı bir topluluk oldukları için iletişim kurmak zor oldu. Onlara elimden geldiğince samimi davranmaya çalıştım. Onlar da bunu görünce bana güvendi. Onların kızları gibiydim artık. İlk defa birisi onlara “Nasılsınız? Sorunlarınız, sıkıntılarınız nedir? Neye ihtiyacınız var?” diye sormuş oldu. Bundan çok memnun oldular.
 
Bugün Türkiye’de kaç kadın balıkçı var?
Toplumsal iş bölümü içinde; günlük ev işleri, çocuğun bakımı, evin idaresi gibi roller üstlenmeleri kadın balıkçıların çalışma hayatında resmi kayıtlara dahil olmamasına ve ikincil konuma itilmelerine neden olmuş. Oysa Gökova Körfezi’nde ve diğer Güney Ege kıyılarında özellikle Datça-Bozburun Yarımadası’nda bu işi eşiyle ya da yalnız yapan 100’ün üzerinde kadın balıkçı bulunuyor. Kadınlar balıkçılık mesleğini tüm zorluklarına rağmen severek ve isteyerek yapıyor.
 
Kadın balıkçılar daha çok hangi bölgelerde bulunuyor?
Türkiye’nin hemen hemen tüm kıyılarında çalışan kadın balıkçılar var. Fakat Muğla kıyılarında daha çok. Özellikle, Gökova Körfezi, Marmaris, Palamutbükü, Karaköy, Datça, Hisarönü, Selimiye, Bozburun, Söğüt ve Taşlıca’da yıllardır bu mesleğe emek vermiş kadın balıkçılar yaşıyor.
 
Hangi koşullarda çalışıyorlar?
Kadın balıkçılar, çalışma şartlarının zorluğu ve balıkçılıktaki belirsiz kazancın bu mesleği yapmayı zorlaştırdığını ifade ediyor. Bu kadınlar yılda ortalama 6,5 ay denize çıkıyor. Av aracı olarak uzatma ağı ve paragat kullanıyor. Bilfiil balıkçılığın içinde olduklarından sektörle ilgili güncel durum hakkında da bilgi sahibiler. 8-12 metre arası teknelerle sabaha karşı saat 04:00’te kalkıp, çocuklarını evde bırakarak denize açılıyor, 11:00 gibi karaya dönüyorlar. Ağlarını temizleyip balıklarını sattıktan sonra saat 15:00- 16:00 gibi yeniden denize açılıyor ve 19:00 gibi karaya dönüyorlar.
 
Çalışma hayatında yaşadıkları en büyük zorluklar neler?
Kadınlar yıllardır o kadar zor şartlarda çalışmış ve o şartlara alışmış ki ‘zorluk’ kelimesine gülüyorlar. Ağ temizlemek ve kaldırmak, teknede rahat hareket edebilecek alanın olmamasının getirdiği zorluklar, tuvaletin olmaması, gece evlerinde çocuklarını bırakıp balığa çıkmak, yaz döneminde dört-beş ay teknede yaşamak, çocuklarını teknede yetiştirmek, hamileyken bile avcılığa devam etmek bunlardan bazıları. Ayrıca zor hava şartlarında ölümle burun buruna gelmişler, hamileyken denizde dört-beş ay -kimileri tuvalet olmayan- teknede yaşamışlar, çocuklarını tekne üzerinde büyütmüşler. Düşünsenize kadınların arasında, balıkçılık yaparken denize çocuğu düşüp ölen var. Acı günler geçirmişler fakat denizden vazgeçmemişler.
 
Sayıları azalıyor

Kadınlar balıkçılığı sürdürmek konusunda hevesli mi?
Ailenin tek geçim kaynağı balıkçılık mesleği olması nedeniyle kadınlar bu mesleği bırakmayı düşünmüyor. Genç nüfus ise balıkçılık mesleğini yapmayı tercih etmiyor. Bu da aile balıkçılığının devamlılığını tehlikeye sokuyor. Bu mesleği sürdüren kadınların çoğunluğu 40 yaşın üstünde. Devlet ve toplum tarafından yeterli ilgiyi görmeyen bu kadınlar haliyle mesleklerini devam ettirmek konusunda da heveslerini kaybediyor. Kadın balıkçılar mesleklerini gün geçtikçe zorlanarak yaptıklarını söylüyor. Buna yol açan en büyük etken aşırı ve yasa dışı avcılık. Bunun doğal sonucu olarak da düşük av miktarı ve yetersiz gelir. Bu durum geçimini balıkçılıktan sağlayan kadınların sayısının giderek azalacağını gösteriyor. Artık bu zor mesleği yapmak isteyen genç kadınlar neredeyse yok gibi.
 
Erkek balıkçılara göre farklı uygulamalara maruz kalıyorlar mı? Bir ayrımcılık söz konusu mu?
Ailelerinin içinde bir ayrımcılığa maruz kalmıyorlar. Hatta aksine işi artık kadınlar yürütüyor. Balıkçılığın her türlü safhasında kadınlar ön planda. Fakat daha önce de söylediğim gibi resmi kayıtları yok. Bu da onların politikalarda geri planda kalmasını sağlıyor.
 
Yurtdışındaki kadın balıkçıların şartları nasıl?
Yurtdışında özellikle kadın balıkçılarla ilgili hem devlet hem de vakıf, dernek gibi organizasyon ve kurumlar bulunuyor. Bu organizasyonlar kadınlara hem eğitim hem de çocuklarına maddi-manevi destek sağlıyor. Yurtdışında eğitim ve bilinç seviyesi yüksek olduğundan var olan imkanlarını kullanabiliyorlar. Ayrıca orada balıkçılar güçlü ve organize bir şekilde örgütlenmiş durumda.
 
Kadın balıkçıları destekleme projesinden bahseder misiniz?
Projede Datça-Bozburun Yarımadası Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde balıkçılık yapan kadın balıkçıların ihtiyaçları gözetilerek balıkçılık mesleğine devamlılıklarının sağlanması ve balıkçılık kültüründe varlıklarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca verilecek eğitimler ve hibe edilecek çevre dostu av araçlarıyla sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesi, biyolojik çeşitliliğin, hassas alanların, türlerin korunmasına yardımcı olunması da amaçlanıyor. Gelinen noktada balıkçılığın en önemli sorunları; aşırı avcılık, biyoçeşitliliğin etkilenmesi, yasa dışı avcılık ve düşük balıkçılık geliri gibi sonuçlarla karakterize edilebilir. Bu durum, en başta sektörle doğrudan veya dolaylı ilgili olan kadınları etkilemiştir. Oysa kadınlar bu olumsuz koşulların ortaya çıkmasından en çok etkilenmesine rağmen en az sorumlu olan grup. Kadın; balıkçı varlığının korunması, izlenmesi ve yönetimi için anahtar bir paydaştır. Akdeniz Koruma Derneği de bu projeyle kadın balıkçı emeğinin bir kimlik kazanmasını sağlayacak. Projeyi; Akdeniz Koruma Derneği, Birleşmiş Milletler GEF Küçük Destek Programı (SGP), Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Alanlarının Güçlendirilmesi Projesi ve Vehbi Koç Vakfı destekliyor.
 
‘Bizler denizin şanslarıyız
 
Adım Niyaziye Kıbrıslı. 43 yaşındayım, ilkokul mezunuyum ve iki çocuğum var. Dört yıldır yaz kış balıkçılık yapıyorum. Eşimle evlenince bu meslekle tanıştım ve ona yardımcı olmak için başladım. Daha sonra denizi ve doğayı sevdim. Denize çıkmadığım günler benim için eksik geçen günler olarak görüyorum. Deniz benim için bir özgürlük. Bu meslek hiç kolay değil. Sert havalarda şartların zor olması, gece çalışmak, maddi zorluklardan dolayı çekilen sıkıntılar... Bir kadının teknede çalışması gerçekten çok zor. Örneğin; tuvaletimiz yok. Yaz mevsiminde çocukları alıp, farklı alanlarda balıkçılık yapıyoruz. İki çocuğu dar alanda büyütüyorum. Bazen -özellikle- kış mevsiminde çocukları gece evde tek başına bırakıp ava çıkıyoruz. Aklım hep çocuklarımda oluyor ama yapacak bir şey yok. Para kazanmamız gerekiyor. Eskiden gerçekten güzel balık avlardık, yaşadığımız evi, çocukların sünnetini balıktan kazandığımız paralarla yaptık. Ama şimdi iki tane çocuğu okutmaya
çalışıyoruz, zorlanıyoruz. Eskisi gibi balık avlayamıyoruz çünkü eskisi gibi balık yok. Bu gelirimize yansıyor. Bu, sevmeden yapılacak bir iş değil. Ekmek teknemiz bu iş. Aylık gelirimiz ortalama 1.000 lira.
İlk balık yakaladığım an yaşadığım heyecanımı size anlatamam. Balık avladığım zaman dünyalar benim oluyor, hele bir de para eden bir balık olduğu zaman çok şükür. Çevremde çok üzücü olaylar yaşayanlar da var. Bu mesleği yaptığı için düşük yapan, çocuğunu denize veren, sürekli güneşin altında ve tuzlu suda çalışmaktan olduğumuzdan yaşlı görünen, ölüm tehlikesi geçiren, daha neler var neler... Tüm bu zorluklara rağmen denizi ve mesleğimi seviyorum. Daha çok gencim ve uzun süreler çalışırım. Zaten başka bir şey yapamam, denizsiz olmaz artık. Girdi bir kere kanıma.
Bu projeyi yapanlara çok teşekkür ederim. Bizi çok mutlu ettiler, bana plaket verdiler, alkışlandım. Çok mutlu oldum. Teşekkürler yaptıklarınız için. Çok mutlu ettiniz bizi. Düğünümden sonra ilk defa bana altın verildi. Benim çok önemli. Proje için çalışmak istiyorum. Kadın olarak artık kendimizi göstermemiz gerek. Kadın olmak güzel. Bizler denizin şanslarıyız.
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
 
 
 
 
 
FIRTINA TAKVİMİ

06 Kasım Kuş Geçimi

07 Kasım Kasım Fırtınası

12 Kasım Lodos

16 Kasım Koç Katımı (3 gün)

23 Kasım Güney Rüzgârları

28 Kasım Ülker Dönümü

TAKVİM
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri