Popüler Konular : Okyanusların onurlu ... | Koyuma da ağacıma da... | Marmaris'te hafta kö... | Kasım navigasyon... | ‘Büyük şehir’ felake... | Okyanusların onurlu ... |
Gücü maviden
Naviga
5.08.2015
A | a
Gücü maviden

Erkek dünyası olarak görülen bir sektörde emin adımlarla ilerleyerek akdeniz’e 5 altın çıpa’lı bir marina kazandırdı. Ortaklar temsilcisi lıza sınger, ‘cennetten bir köşe’ dediği karpaz gate marına’nın ortaya çıkışını ve kariyerinin satır başlarını anlatırken özgür seçimlerin değerini ortaya koyuyor.
Yazı: Ayşegül Bakış

 

Doğu Akdeniz’deki avantajlı konumu ve içinde bulunduğu yarımadanın el değmemiş doğası sayesinde kısa sürede tercih edilen bir adres haline gelen Karpaz Gate Marina, Kuzey Kıbrıs’ın ilk modern marinası. 5 metreden 55 metreye kadar teknelere ev sahipliği yapabilen ve 18.000 metrekarelik bakım onarım sahasına sahip marinanın idaresi bir ‘yüksek ökçeli’den, Lisa Singer’dan soruluyor. Hâl böyle olunca Kadınlar Günü’nü bahane edip Bayan Singer’la keyifli bir sohbete koyulduk.

 

Denizle ilişkiniz nasıl başladı? Deniz hayatı sizi nasıl etkiledi?

Babamın hobisi yelkencilikti, hâlâ da öyle. Kendini en iyi hissettiği yerin deniz olduğunu hepimiz biliyorduk. Annem tatilleri birlikte geçirmek istiyorsak, bunu kendisi için de hobi haline getirmesi gerektiğini fark etti ve böylece kendimi bildim bileli ailecek hep denize yakın ya da denizin üstünde olduk. Deniz denen doğa gücü, bana daima büyük bir huşu duygusu vermiştir. Çocukluğumda babamla denize açıldığımda özellikle geceleri duyduğum benzersiz özgürlüğün bilinmeyene karşı büyük bir korkuyla birleştiği o hissi hâlâ hatırlıyorum. Bu sihirli bir bileşim ve bir yetişkin olarak bu hissi ara sıra duyabiliyorsak şanslıyız.

Yelken yapmayı mı seversiniz, motoryat seyrini mi?

Yelken yapmayı da, bir motoryatın güvertesinde seyir yapmayı da severim ama açık denizde sorumluluğu bir başkasının almasını tercih ederim. Bana harika bir miço olduğum söylendi. Ben bunu iltifat olarak görüyorum.

 

Denizcilik sektöründe çalışmaya nasıl karar verdiniz? 

Doğrusu 10 yıl öncesine kadar, erkek kardeşim Itay, bu alanı kendine meslek olarak seçip ortağı Roy Klajman ile birlikte Sea-Alliance Group’u (SAG) kurana dek deniz sadece dinlenmek ve kendimi yenilemek anlamına geliyordu.

2003’te SAG’ın girişimiyle, içinde bir marinanın da yer alacağı bir resort yatırımı yapmak isteyen David Lewis ile bağlantıya geçtik. SAG, marinanın tasarımını da içeren profesyonel denizcilik konularında danışmanlık hizmeti verdi ve ben de hukuki, finansal ve işletmeyle ilgili diğer konuları üstlendim. Birlikte Türkiye, Hırvatistan ve Kıbrıs’taki proje seçeneklerini değerlendirdik. En sonunda David Lewis projeyi Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleştirmeye karar verdi.

 

Sizinle birlikte kaç kişi çalışıyor?

Bugün Karpaz Gate Marina’da 50 çalışanımız ve çeşitli taşeronlarımız var. Lefkoşa’daki merkez ofisimiz, tecrübeli liman ve bakım-onarım hizmet ekibimiz, Hemingway’s RestoBar, spor salonu, market, Beach Club ve sanat galerisinde görev yapan personelimiz, İngiltere, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki marina ve destinasyon pazarlama ekibimiz ile tüm binaları ve sistemleri çalışır halde tutan saha bakım ekibimiz bunlara dahil.

 

Bize kariyerinizin kilometre taşlarından bahsedebilir misiniz?

1991-1997 arasında hukuk ve muhasebe eğitimi gördüm. Avukatlık ve yetkili hesap uzmanlığı lisanslarım var ve finans konusunda da MBA (İşletme yüksek lisansı) yaptım. Sonrasında 2003’e kadar girişim ve risk sermayesi alanlarında çalıştım. Bir yığın şirket ve işletme mühendisliği işi… Yine de, şirketlerin ve operasyonların geliştirilmesi bana hep çekici gelmişti.

Marina ve resort kurmak için cazip bir alan aramak üzere 2004’te David Lewis ile Kuzey Kıbrıs’a geldim. David Lewis gibi bir kariyer planlamacı ve vizyonerle birlikte çalıştığım için inanılmaz şanslıydım. 2005’te proje üzerinde çalışmaya başladık, tasarım ve inşaat süreci bürokrasiden ve beklenmedik deniz inşa zorluklarından kaynaklanan gecikmeler nedeniyle 2011’e dek sürdü.

2011’in başında David Lewis hastalığı nedeniyle görevini bırakmak zorunda kaldı ve aynı yılın ağustos ayında vefat etti. Şirketi yönetmek -2012’de inşa edilen muhteşem Beach Club’ımız da dahil olmak üzere inşaatı tamamlamak, takımımızı, operasyonumuzu ve pazarlama ekiplerimizi kurmak- bana kaldı. SAG’ın her konudaki profesyonel desteğiyle elbette…

2013’te Karpaz Gate Marina, Yat Limanları Birliği The Yacht Harbour Association’dan, sadece en yüksek uluslararası tesis ve hizmet standartlarına sahip marinalara verilen 5 Altın Çıpa ile ödüllendirildi ve Kıbrıs’ta Gold Anchor (Altın Çıpa) statüsünü elde eden ilk marina oldu. Bunun verdiği mutluluğu tahmin edebilirsiniz.

 

Denizcilik sektöründe tanıdığınız başka kadın yöneticiler var mı?

Denizcilik sektörü alınmasın ama faaliyette olduğum sektörün doğru tanımının denizcilik sektörü olduğunu düşünmüyorum. ‘Turistik destinasyon geliştirme sektörü’ demek daha doğru olur. Bugünün kendine has koşullarında marina işindeyim ancak böyle olması şart değildi. Dünyanın bambaşka bir köşesinde, çözülmesi gereken bambaşka problemleri olan, bambaşka bir turistik tesis de olabilirdi. Eminim benim gibi başka kadın yöneticiler ve geliştirmeciler de var ve bir yerlerde benzer sorunlara aynı başarıyla çözümler getiriyorlar. Mesela Kıbrıslı işkadını Sıdıka Atalay. Türkiye’de de tanınan çok başarılı bir vizyoner ve geliştirmeci. Kıbrıs’a ilk geldiğimde tanışmıştım.

Bir yönetici olarak, erkek egemenliğindeki bir sektörde çalışmak sizi nasıl etkiliyor?

Kariyerim boyunca cinsiyet meselesiyle hiç ilgilenmedim. ‘Erkekler dünyası’nda tek başına bir kadın olmanın avantajlarından yarar sağlamak istemedim ve aynı şekilde herhangi bir dezavantajını da görmedim. Bir engel ortaya çıktığında bile, bilinçli davranarak bunu sorun etmedim ve inandığım profesyonel yaklaşımla aynen devam ettim.

Bu yaklaşımı hangi çalışma ortamında bulunursa bulunsun tüm kadınlara öneririm. Bu konuya vurgu yapmamanın çevredekilerin de (amirler, meslektaşlar ve çalışanlar) bu konuya önem vermemesini sağladığına inanıyorum.

 

Bir marinada yaşamanın ve çalışmanın en iyi yanı nedir?

Kurulmasına katkıda bulunduğum bir ortamda çalışıyorum. Bu 2004’te ilk geldiğimizde bir şeydi, bugün başka bir şey ve umarım gelecekte ‘bir sonraki şey’e doğru gelişmeye devam eder. Bu bir rüyaydı ve rüya gerçek oldu. Hayatınızda bir kere olsun bir rüyanız gerçekleşirse çok şanslısınız demektir. Biz şanslıydık.

Marinaya giden yoldan arabamla ilerlerken, marinayı çevreleyen mendirek boyunca ya da gezinti alanında yürürken, marinamıza gelen yatları ya da Beach Club’ımızdaki ziyaretçileri karşılarken her defasında içimi saran o yüce duyguyu kelimelerle anlatmak çok zor.

Bölgeyi tanıtma zamanı geldiğinde ilk düşüncemiz şu oldu: ‘Yepyeni bir deneyim’. Bu yepyeni bir deneyim çünkü marinamıza, gezinti alanına, Beach Club’a ve tabii içinde yer aldığı Karpaz’a yapılacak ziyaret, konuklara bir ‘ilk sefer’ heyecanı yaşatacak. Ve hepimizin bildiği gibi, hatırladığımız ve bize hatırlatılmasını sevdiğimiz deneyimler hep bu tarz deneyimlerdir.

Yılda 300 günü güneşli geçen Karpaz Yarımadası’nı çevreleyen kristal berraklığında sularda yelken açarak, dümen tutarak bu doğal güzelliği denizden izlemek mümkün. Geldiğinizde zarif mimarisiyle misafirperver bir marina sizi karşılayacak -modern tesisleri, canlı müzik, sinema gösterimi, sanat sergisi gibi kültürel etkinlikleriyle- ve hepsi gezinti alanımızda, kusursuz bir hizmet anlayışıyla birlikte.

Karpaz sanki dünya üzerindeki cennetin elde kalan son parçalarından biri. Hiç bozulmamış, Akdeniz’de ya da Avrupa’da böyle çok fazla yer yok. Doğal olarak hep daha çok kişinin bizi ziyaret etmesini dilesek de, bu saf, doğal ama şımartıcı cennet atmosferi koruma çabalarına da büyük önem veriyoruz.

Akıl hocanız var mı? Bize sizin için ilham kaynağı olan bir kişinin adını söyleyebilir misiniz?

Hayatımın farklı alanlarında bana farklı insanlar ilham verdi. Beni ben yapan, bunların bileşimi oldu. Bunun kaynağında bana hayattaki en önemli şeylerin gerçekte neler olduğunun bir örneğini veren annem ve babam var: Seçtiğin hayat arkadaşından, ailenden aldığın ve onlara verdiğin karşılıksız sevgi, çalışmak için ayrıldığın ve daima geri döndüğün o ‘kayıtlı olduğun liman’ın önemi gibi…

David Lewis kuşkusuz benim profesyonel akıl hocamdı; yere çok sağlam basan ayaklarla birleşen bir bakış açısı, doğruluk, detaycılık, kendinden asla başkalarından talep ettiğinden daha azını talep etmemek, başbakandan şirketindeki en genç çalışana kadar her insanla iletişim kurabilmek. 

Ve felsefi açıdan da Fransız filozof ve yazar Simone de Beauvoir. Ondan kimsenin kadın olarak doğmadığını, sonradan kadın olduğunu öğrendim. Beauvoir’a göre kadınlar da erkekler kadar seçim yapma yeteneğine sahiptir ve böylelikle kendilerini yükseltmeyi, daha önce kaçınılmaz kabul ettikleri ‘doğuştan gelen’in ötesine geçmeyi ve bireyin kendisi ve dünya için sorumluluk aldığı bir pozisyona erişmeyi seçebilirler ki dünya kişinin kendi özgürlüğünü kendi seçtiği yerdir.

Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
 
 
 
 
 
FIRTINA TAKVİMİ

06 Kasım Kuş Geçimi

07 Kasım Kasım Fırtınası

12 Kasım Lodos

16 Kasım Koç Katımı (3 gün)

23 Kasım Güney Rüzgârları

28 Kasım Ülker Dönümü

TAKVİM
25
KASIM
TAYK-Sonbahar Kupası II
Yer:Caddebostan
Tarih:25 Kasım
25
KASIM
İzmir Sonbahar Trofesi 4. Ayak Yarışları
Yer:Çeşme Marina
Tarih:25 Kasım-26 Kasım
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri