Popüler Konular : Tekirdağ Limanı Ceyn... | Naviga Yayınları'nın... | Ocak sayısı bayilerd... | Hong Kong’ta nefesle... |
Amel 64
Naviga
30.07.2015
A | a
Amel 64

Fransa'nın güneyindeki Hyeres'ye yakın bir koyda demirliyken hep bunu düşündüm: açsam yelkeni ve uzaklara gitsem... Ama herhangi bir gitme hissi değildi bu kapıldığım, ben sadece Amel'le gitmek istiyorum...
Yazı: Tûba Noyan


Beni uzaklara götür
Fransızların yıllanmış şarap tadındaki markalarından biri Amel, Kendi gizeminde, kapalı devre kulüp havasında, herkese sunacak ‘bir şeyi’ olmayan özel bir kimlik adeta... Ona uzaktan bakanlar ikiye ayrılır: Meraklısı onu siluetinden tanır ve heyecanlanır, kimi içinse sıradan bir yelkenliden tek farkı çift direkli olmasıdır. Bu ikinci ve biraz yüzeysel bakış açısının Amel’e haksızlık olacağını bu yazıdan sonra siz de düşüneceksiniz. Çünkü görmek sadece gözle değil, akıl ve kalple de ilgilidir. Amel’in hikayesinde neredeyse tüm duyularımıza hitap edecek kadar doku mevcut.


Amel Türkiye’den Fatih-Ekin Muslu, Tûba Noyan, Amel Fransa’dan Laurent Laborde

Seyirlik değil ömürlük
Henri Amel 2005 yılında öldüğünde 90 yaşındaydı ve tersanesini açalı 40 yıl geçmiş, 2.000’den fazla tekne üretmişti. Onun o zamanki vizyonu, ne kadar büyük olursa olsun, tek bir kişi tarafından kolaylıkla kullanılan, sağlam ve güçlü gövde inşa prensiplerine dayanan tekneler yapmaktadır. Bu kural hâlâ geçerli. İkinci Dünya Savaşı’nda her şeyine el koyan Almanlara karşı Fransız Direnişi’ne katılan ve savaşta bir gözünü kaybeden ‘amatör denizci’ daha sonra direnişte kullandığı takma adı olan Amel’i soyadı yapmıştı. 1947 Olimpiyatları’nda yarıştığı ‘şarpi’ de dahil olmak üzere amatörce kendi için tekneler inşa eden Amel, 1950’lerin başında Fransa’nın kuzeyinde La Rochelle’de ilk tersanesini açtı. Sağlamlığı ve konforu yüzünden önce Avrupa’da, daha sonra tüm dünyada hızla ünlenen Amel Tersanesi, 1968 yılında geçirdiği büyük yangına kadar hem yelkenli hem motoryat üretmeye devam etti. Yıllar içinde diğer gözünde de yüksek oranda görme kaybı oluşan Henri Amel, tekne inşa tutkusundan hiç vazgeçmedi. Neredeyse hiç görmeyen iki gözüyle tasarladığı tekneler güvenlik ve sağlamlık açısından daha fazla öne çıkan modeller oldu. Bu prensip her Amel’de halen mevcut. Henri Amel yıllarca ‘gözünde’ canlandırdıklarını dikte ederek ekibine çizdirdi. Yapım aşamasının her safhasında elleriyle yoklayarak, dokunarak ve hissederek üretim yapmaya devam etti. Ancak Henri Amel’in tasarımlarındaki esas gelişme 1974 yılında oldu. Eşiyle Fransa’dan Tahiti’ye Meltem isimli teknesiyle giden Henri Amel, bu geziden sonra keç armalı (çift direkli) yelkenlilerin iki kişilik kullanım için son derece uygun olduğuna karar verdi ve teknelerini bu prensibe göre geliştirdi.





Her çalışan hissedar
Firmanın kurucusu kadar çalışanlarının da hikayesi ilginç. 1968 yılında geçirdiği büyük bir yangında her şeyini kaybeden ‘kaptan’ lakaplı Henri Amel’i çalışanları bu zor dönemde yalnız bırakmadı. Çalışanlar bir taraftan gece gündüz tekne imal ederken bir taraftan da bugünkü tersaneyi kurdu. Bunun karşılığında Henri Amel, şirketini bir kooperatif kurarak tüm çalışanlarına devretti. Bugün hâlâ Amel Tersanesi çalışanları -işçiler dahil- firmanın sahibi ve yeni gelenler de 20 yılın sonunda hissedar olma hakkına sahip. Ayrılmak isteyenler de hisselerini sadece firmaya geri satabiliyor. Dünyada eşi çok az bulunan bu sistem, bugün Amel kalitesinin arkasındaki itici güç olarak kabul ediliyor.

Modern zaman
Amel’leri 2005’te Henri Amel’in ölümünden sonra üretilen 55 ve 64 yine onun attığı sağlam temellere sahip modern Amel yorumları. Alışılmış geniş gövde, uzun direk/bumba, içerde yer kazanmak için yükseltilmiş üst yapılardan çok uzak bir anlayışa sahip bu tekneler her zevke ve keseye uygun olma kaygısı içinde değiller. İşin ilginç yanı son zamanlarda Amel’ler bir kült ve ikon olarak görülüyor. Yachting World dergisinde yayınlanan bir yazıda bunun sebebinin ‘bir ürün olarak taklit edilmenin ötesinde’ olduğu tespiti yapılmış. Güney Fransa’da Amel 64 ile yelken yaptığım bir günün ardından yazıyorum bu satırları. Neredeyse her şeyin standart donanım olarak sunulduğu bu teknelerden yılda sadece dört tane üretiliyor. Diğer model Amel 55’ten 12, toplamda 16 tekne sahibine teslim ediliyor. Birçok ‘butik’ tersane ekonomik krizden etkilenirken bu süre.ten sağlam adımlarla çıkan Amel Tersanesi, hiçbir zaman saldırgan bir ‘büyüme’ anlayışıyla değil, butik kalma arzusuyla bugünkü istikrarına sahip olduklarını belirtiyorlar. Amel’ciler ‘yönetim kurullarında herhangi bir bankacının olmamasıyla’ da ayrıca gurur duyuyor.

Gel keyfim gel
Nerden başlasam, nasıl anlatsam… Bu süper yelkenliye ilk adımınızı attığınızda kıçta çok geniş bir alan karşılıyor sizi. Çok geniş derken neredeyse bir ping-pong masası koyup oynayabilirsiniz… Öyle bir genişlikten bahsediyorum. Tik kaplı kıç güverteyi açınca içinden güneşlenme minderleri çıkıyor. Bu harika bir çözüm çünkü seyir esnasında minder uçtuğunda ya da ortadan kaldırmak istediğinizde istifleyecek yer bulma endişesini ortadan kaldırıyor. Artık fabrikasyon teknelerde görebildiğimiz hidrolik pasarella, bot deposu, yüzme platformu elbette Amel 64’te ziyadesiyle mevcut. Onları ayrıca anlatmıyorum. Tik güvertenin g.rünümü ve hissiyatı muhteşem. Tekneye neredeyse 1 ton ekstra ağırlık yükleyen tik seçeneğinin maliyeti de yaklaşık 65.000 euro… Vardavelalar krom… Tel değil, tamamen krom. Bu, gözleri görmeyen Henri Amel’in güvertede güvenle yürümek için yarattığı özelliklerinden biri.
Ayrıca küpeştede ayağınızı dayayabileceğiniz makul bir yükseklik, vardavelayı ani durumlarda kolayca kavrayabilecek seviyeye taşıyor.
Tüm yelken ıskotaları güverte altından havuzluğa geliyor. Amel’in genel prensibi ‘her işi bir kişi halledebilmeli’ olduğu için uzun yolun keyfine doyulmuyor. Denize çıktığımız gün hava 20’nin üzerinde esiyordu. Laurent Laborde, otopilot ve mizanı kullanarak adeta parmaklarının ucuyla tramolalar attı, hava sertleyip 30’lara çıktığında bile biz havuzluktaki keyfimizden ödün vermedik, o da parmaklarını yormaya devam etti. Havuzluğun üzerini kısmen kapatan davlumbazın tavanındaki heçlerden yelkenleri görebiliyorsunuz. Her tekne testinde yaptığımız dümen hissi, teknenin tepkisi, rüzgâra karşı en iyi derecesi gibi teferruatlar yerine bu defa diğer deneme seyirlerinden farklı bulduklarımı yazmak istiyorum. Zaten bir Amel’de yelkenin keyfine varmak istiyorsanız, bunu dümende değil ‘tekne üzerinde yaşayarak’ yapmak gerekiyor. Havuzluğa kıçtaki geniş alandan üç basamakla iniliyor. Güvenli derin kokpitin üzeri açılıp kapanan elektrikli biminiye sahip. Böylece sizi gündüz güneşten, gece de çiyden koruyor. Dümen mahalli alıştığımız tekne formatından çok uzakta. Neredeyse kemere hattına yakın bir yerde. Bu şekilde tekne hakimiyeti yüksek.
Ayrıca manevralarda iki direğin üzerine yerleştirilmiş kameralardan da yardım alabiliyorsunuz. Adeta arabalardaki park sensörü gibi… Onları ayrıca anlatmıyorum. Tik güvertenin görünümü ve hissiyatı muhteşem. Tekneye neredeyse 1 ton ekstra ağırlık yükleyen tik seçeneğinin maliyeti de yaklaşık 65.000 euro… Vardavelalar krom… Tel değil, tamamen krom. Bu, gözleri görmeyen Henri Amel’in güvertede güvenle yürümek için yarattığı özelliklerinden biri. Ayrıca küpeştede ayağınızı dayayabileceğiniz makul bir yükseklik, vardavelayı ani durumlarda kolayca kavrayabilecek seviyeye taşıyor. Tüm yelken ıskotaları güverte altından havuzluğa geliyor. Amel’in genel prensibi ‘her işi bir kişi halledebilmeli’ olduğu için uzun yolun keyfine doyulmuyor. Denize çıktığımız gün hava 20’nin üzerinde esiyordu. Laurent Laborde, otopilot ve mizanı kullanarak adeta parmaklarının ucuyla tramolalar attı, hava sertleyip 30’lara çıktığında bile biz havuzluktaki keyfimizden ödün vermedik, o da parmaklarını yormaya devam etti.

Kamaralar
Böyle bir teknede insanın canı güverte ve havuzluk keyfini bırakıp içeriye girmek istemez diye düşünürken, hiç de öyle olmuyor. İçerisi apayrı bir dünya. Sancaktaki mutfakta yok yok. Mikrodalga fırın, buzdolabı, buzluk, fırın, espresso makinesi, bulaşık makinesi ve daha neler neler… Sözü fotoğraflara bırakıyorum. Mutfağın devamında navigasyon masası bulunuyor. En çok hoşuma giden salondaki yemek ve oturma bölümlerinin ayrı olmasıydı. Genellikle yeni model teknelerde U şeklinde bir masa ve karşısında iki tek kişilik koltuk -ki ortası genelde sehpa veya bar dolabıdır- ya da bir adet iki kişilik bir koltuk kullanılır. Bu şekilde oturma ve yemek alanı ortaktır.
Oysa Amel 64’te yemek masası ayrı. İki kişilik koltuğun ana kamaraya dayanan tarafında ü. kişilik bir koltuk yer alıyor. Bu şekilde yemek bölümünün duvarındaki LED ekran TV’nin tadı çıkarılabilir. Kıç kamaralara geçerken havuzluğun hemen altında makine dairesi var. Burada motorun yanı sıra hidrofor, su yapıcılar, jeneratör, klima, invertor bulunuyor. Makine dairesinin ses ve ısı yalıtımı mükemmel seviyede. Motorla giderken nerdeyse hiçbir şey duymuyor, hiç titreşim hissetmiyorsunuz. Kıçta biri iki tek kişilik yataklı, diğeri çift kişilik (ada formatında) olmak üzere iki kamara var. 3,40 metrelik 20 beygir motorlu dinginin yer aldığı deponun çıkıntısı bu kamaraların tavanından yer çalıyor ama bu, rahatsızlık verecek boyutta değil. Pruvadaki ana kamara yine ada yatak yani biz hanımlar için yatak yapması, çarşaf değiştirmesi son derece kolay. İnanın teknede yaşayanlar bunun büyük bir nimet olduğunu bilir.

Ayrılık zor geldi
Özetle; keç armanın ve deniz konforunun tadına doymak bilemeyeceğiniz bir tekne Amel 64. Onların iddiası teknedeki hayatı kolaylaştıracak unsurlarla denizde yaşam süresini uzatmak… Görme yeteneğini kaybetmiş bir deniz adamına ait bu vizyon hâlâ yedi denizlerde hüküm sürmeye devam ediyor. Henri Amel’in hikayesi bugün birçok fabrikasyon tekne tarafından kullanılan güvenlik ve konfor unsurlarının kaynağı olarak kabul ediliyor. Her keseye ve her zevke uygun olmayabilir ancak her Amel iyi bir soyağacına sahip ve ona yakışacak sahiplerini bekliyor.

Amel 64’ün Teknik Özellikleri
Tam boy: 19,60 metre
En: 5,60 metre
Ağırlık: 29,43 ton
Motor: 166 HP
Ayrıntılı bilgi için: www.amel.com.tr
Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
 
 
 
 
 
FIRTINA TAKVİMİ

02 Ocak Fırtına (3 gün)

05 Ocak Zemheri

14 Ocak Karakancalos (3 gün)

17 Ocak Fırtına

24 Ocak Fırtına

27 Ocak Kışın Şiddeti

28 Ocak Ayandon

29 Ocak St. Anthony

30 Ocak Zemheri Sonu

31 Ocak Balık Fırtınası

TAKVİM
20
OCAK
boot Düsseldorf
Yer:Düsseldorf, Almanya
Tarih:20-28 Ocak
20
OCAK
CFM-BAYK Kış Trofesi I. Ayak
Yer:Bodrum
Tarih:20-21 Ocak
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri