Popüler Konular : Okyanusların onurlu ... | Koyuma da ağacıma da... | Marmaris'te hafta kö... | Kasım navigasyon... | ‘Büyük şehir’ felake... | Okyanusların onurlu ... |
Paragon 31- Priene Yatçılık
Naviga
29.07.2015
A | a
Paragon 31- Priene Yatçılık

Bu kez Paragon firmasının atom karıncası Paragon 31 ile denizlerdeyiz. Sahil Güvenlik ve kurtarma botu olarak tasarlanan tekne, genişyaşam alanına sahip.


Onun işi okyanuslar
Naviga ile ilgili bir hayalimiz var. Hem deneme seyirlerine video ve fotoğraf çekebileceğimiz, hem de açık deniz dahil tüm yelken yarışlarını baştan sona rahatlıkla izleyebileceğimiz bir teknemiz olsun istiyoruz. İçine ekipmanımızı ıslanmadan koyabileceğimiz kapalı yeri, elbette tuvaleti, küçük bir ocağı vs de olmalı. Açık denize çıkılacağı için kamarasında yatma imkanı bulunursa harika olur diye hayal ediyoruz… Laf aramızda test seyirlerine çıkarken hep aklımın bir köşesinde bu arayış oluyor. Paragon 31’le denize çıkarken de böyle oldu. Aklınıza hemen “Pekiyi beğendiniz mi, karar verip alıyor musunuz bari?” sorusunun geldiğini tahmin edebiliyorum. Birinci sorunun cevabını baştan vereyim. Hayal etmek güzel ama bu işin sırası henüz gelmedi. Asıl değerlendirmeye gelince net söyleyeceğim: Bu tekne aklımdaki hemen her soruya olumlu cevap verebilecek mükemmellikte çıktı. Denizciliğine, kıvraklığına söyleyecek bir şey yok... Ayrıca böyle çıkmasını destekleyecek pek çok veri de var. Örneğin; sert kuzey denizleri, Nimbus gibi köklü bir markanın destek ve tecrübesiyle İsveç tekneciliğinin kalitesi, deneyimi… Paragon 31’e bakarken bütün bunları insanın aklının bir köşesinde tutmasında fayda var. Paragon firması da bu tekneyi tanıtırken, “Denizde en zorlu tabiat şartlarında rahatlıkla hizmet edebilecek şekilde tasarlandı” diyor. Bu teknelerin kullanım sahasında kuzey denizlerindeki deniz kurtarma ve sahil güvenlik hizmetlerinin olması da bu söylemi destekler nitelikte. Teknenin derin V şeklindeki sualtı profili bu imkanı rahatlıkla sağlayacak şekilde tasarlanmış. Sürüşümüzde, tam yol dönüşlerimizde, çok yakınından geçtiğimiz deniz otobüslerinin dalgalarında bunu net bir şekilde gördük. K ullanırken içimden “Bu seyri şöyle sıkı bir havada yapmak vardı” diye geçirmedim dersem yalan olur. 2011’de ‘Yılın Teknesi’ adayı olduğunu da notlarımın arasına eklemek isterim… Paragon 31’in boyu posuna göre oldukça rahat yaşam alanları var. Öncelikle teknenin (walk around) yani çepçevre yürünebilir güverteye sahip olmasının büyük bir avantaj olduğunu söylemeliyim. Bu özellikle ağır denizlerde mürettebatın son derece rahat bir şekilde hareket etmesine imkan veriyor.

Güverte gibi başüstünde de insana çapariz verecek hiçbir şey, hiçbir çıkıntı yok. Irgat ve çıpa, hatta çıpanın yerleşip sabitlendiği krom yuva güvertede iki tarafa açılan geniş kapakların altına gizlenmiş. Demirlemek gerektiğinde çıpayı sabitlendiği yuvayla birlikte 180˚ öne doğru çevirerek ortaya çıkartabiliyorsunuz. Çıpanın üzerine oturup sabitlendiği krom mekanizma bir baston gibi teknenin başüstüne oturuyor. Demir atma ve toplama işlemi bu sayede yapılabiliyor. Mürettebat bütün bu işlemi yaparken istediği takdirde bu bölmeye inebildiği için daha az eğiliyor, ağırlıklardan daha az etkileniyor. Irgatın kumandası da bu bölüme gizlenmiş durumda… Teknenin flybridge’i vasatın oldukça gerisinde olduğu için nispeten daha az serpinti geliyor. Kıçüstünden çıkılan bu bölümde tek kişilik bir pilot koltuğunun yanında bir de çift kişilik ikinci bir koltuk var. Kumanda mahallinin tüm aletlerin el altında bulunacak şekilde tasarlandığı hemen fark ediliyor. Yandaki koltuğun önünde, üstü şeffaf malzemeyle kaplı, açılıp kapanır yatay bir harita cebi bile var. Kıç havuzluk, limanda küçük bir masa ile dört kişinin yemek yiyebileceği bir alana dönüştürülebiliyor.

Kamaralar ve kokpit
Düşük güverte ve küpeştelerin üzerinde yer alan korkulukların yükseltisi güvertede güvenli bir şekilde dolaşılabilmeyi mümkün kılacak şekilde planlanmış. Salon girişi sancak ve iskeledeki son derece sağlam iki sürme kapı ile sağlanıyor. Salonun sancak tarafında kokpit yer alıyor. Kokpitteki tek kişilik ayarlanabilir, çok işlevli kaptan koltuğunun bir eşi iskele tarafında da var. Ancak bu iki koltuk arasında önemli bir fark bulunuyor. Kaptan koltuğu öne arkaya, aşağı-yukarı hareket edip, ayarlanabiliyor. Ancak iskele tarafındaki koltuk sadece olduğu yerde 90˚’lik d.nüşler yapabiliyor. Ya ön tarafa d.nüp kaptan koltuğuna paralel hale geliyor ya da sağ tarafa yaptığı d.nüşle yanında bulunan oturma grubuna ekleniyor, Bu iki koltuğun arasından geçilerek tuvalet ve mutfağın da içinde bulunduğu başaltı kamarasına iniliyor. Tek basamakla inilen başaltı kamarasının sancak tarafında bir duş-tuvalet hemen karşısında iskelede ise küçük bir mutfak yer alıyor. Mutfak tezgahı, altındaki buz dolabı ve etrafındaki dolaplarla oldukça fonksiyonel planlanmış… Baş tarafları birleşik iki yatak, ayak uçları kapatılarak çift kişiliğe dönüştürülebiliyor. Tekrar salona dönersek buranın en büyük özelliği çepeçevre saran camlar sayesinde inanılmaz derecede aydınlık ve geniş görüş açısına sahip olması. Bu aydınlık aslında kamaralar dahil tüm kapalı alanlarda kendini gösteriyor.

Salonun tam ortasından tavana kadar uzanan bir krom boru ile karşılaşıyorsunuz. Bu boru sadece tutamak olarak düşünülmemiş. Üzerinde yer alan bir mekanizma yardımıyla tavana dayanıp, istenildiğinde aşağıya indirilerek kullanılan bir yemek masasına ayak görevi de görüyor. Biraz önce belirttiğimiz gibi, iskele taraftaki tek kişilik koltuk da sağa döndürülerek kıç tarafta yer alan ve döşemeden bir basamak yükseğe konumlandırılan oturma grubu ile bütünleşince ortaya ferah bir masa ve koltuk düzeni çıkıyor. İskele tarafındaki L şeklindeki oturma grubu ile karşısındaki koltuğun arasına tavandan inen bu masa çok rahat dört hatta altı kişinin yemek yiyebileceği bir ortam yaratıyor. Kıç kamaraya ise oturma grubunun arasından geçilerek iniliyor. Burada da iki yataklı bir kamara yer alıyor. Bu kamaraya da öndeki gibi tek bir basamakla inebiliyorsunuz… Kamaraya inilen geçit yemek zamanı kapatılarak oturma grubu ile bütünleştirilebiliyor. Gelelim seyir notlarımıza.

Test teknemizde 220 HP gücünde, iki adet Volvo Penta D3-220 Aquamatic (Kuyruklu) makine vardı. Yani toplamda 440 HP gücü olan bir tekne kullandım. Bunun dışında istenildiği takdirde 330, 370 ve 400 HP gücünde tek makine seçeneklerinin bulunduğunu da hatırlatalım. Firma tam yolda (ki bu 3400 devir olarak düşünülmeli) ‘39 knot’ hız veriyor. Ben genelde bu limiti zorlamaktan yana değilim. Ayrıca denizde kısa süre bile kalsa teknenin altında meydana gelen kirlenmeler sürati doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla verilen değerlerin test edilip yakalandığına eminim. Ben bu deneme seyri esnasında motorları 3000 devirde kullandım. Çok rahat bir şekilde 26,5-27 knot sürate eriştik. Tam alabanda dönüşlerimizde de tekne kısa bir sürede hemen hemen hız kaybetmeden yoluna devam etti. Derin gövde yapısı sayesinde kayda değer bir savrulma da yaşamadık. Daha önce de söylediğim gibi Paragon 31 gerçekten de her türlü hava şartlarında rahatlıkla kullanılabilecek, seri olarak bir yerlere ulaşabilecek acar bir tekne. İşçiliği ve malzemeler birinci sınıf… Ayrıca boyuna posuna göre de rahat yaşam imkanları sunuyor.

Paragon 31’in Teknik Özellikleri
Tam boy: 9,88 metre
Genişlik: 3,30 metre
Su kesimi: 1,13 metre
Ağırlık: 4.700 kilogram
Yakıt Tankı: 450 litre
Su Tankı: 200 litre
Akü: 4X12V-75 Ah
Pis su tankı: 70 L CE
Kategori: B
www.prieneyatcilik.com
Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
 
 
 
 
 
FIRTINA TAKVİMİ

06 Kasım Kuş Geçimi

07 Kasım Kasım Fırtınası

12 Kasım Lodos

16 Kasım Koç Katımı (3 gün)

23 Kasım Güney Rüzgârları

28 Kasım Ülker Dönümü

TAKVİM
25
KASIM
TAYK-Sonbahar Kupası II
Yer:Caddebostan
Tarih:25 Kasım
25
KASIM
İzmir Sonbahar Trofesi 4. Ayak Yarışları
Yer:Çeşme Marina
Tarih:25 Kasım-26 Kasım
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri