Popüler Konular : Eylül sayısı bayiler... |
Tatil yiyen arızalar
Turgay Noyan
5.06.2015
A | a
Tatil yiyen arızalar

Ümran ve Ufuk Gültekin


Teknede arıza her zaman için kötü bir şey. Üstüne üstlük bu arıza bir türlü giderilemiyorsa ve sizin kısıtlı tatil sürenizi çalıp bütün programınızı allak bullak ederse. Munki ekibi de bu şanssızlığı yaşayan denizcilerden...

Gençlik yıllarımdan bu yana en büyük hayalim kızımız Munki’ye sahip olmak iki yaz önce kısmet oldu. Teknenin eski sahibi Gökhan bey (Toygar) iyi bir denizci ve dost bir kişiydi. Tekneye de iyi bakmış. İlk yılımız hem teknemizi tanımak, hem de ufak tefek sayılacak eksiklerini gidermekle geçti. Bu nedenle gerçek anlamda tekneyle denize çıkmamız ancak ikinci yaz kısmet oldu. İlk yolculuğumuzda başımıza gelen vites arızasının büyük sıkıntıların başlangıcı olduğundan haberimiz yoktu tabii!
 
Vites koluyla başımız dertte
Geçen yaz, Selimiye’ye geldiğimizde vites geçmemeye başladı. Telefonla yardım aldığımız marinanın motorcusu Orhan Yılmaz sayesinde işimizi hallettik. Ertesi gün kendisi kara yolu ile Selimiye’ye geldi. Sağ olsun vites kolunun içindeki problemi çözdü. Vites kolunun içinde bir parça yerinden çıkmış, onu yerine oturtup, bir daha sıkıntı olmayacak şekilde sabitledi. Açıldığında vites kolu mekanizmasının berbat durumda olduğunu gördük…
Yolculuğun devamında aynı arızalar tekrarlandı durdu. Sonunda tatili kısa tutup geri döndük. Orhan usta, vites kolunu yenilememiz gerektiğini söylemiş, buna rağmen benzer arıza olursa muhtemelen şanzımandan kaynaklanabileceğini söylemişti. Mors kolu ile birlikte tellerini de tamamen yeniledik.
Kısa sürelerle yaptığımız gezintilerde de bir sıkıntı olmadı. Sistem tıkır tıkır çalışıyordu. Daha doğrusu biz öyle sanıyorduk…
Yaz başında tekneye geldik. İyi bir süre ayırmıştım kendime. Zaman kısıtlaması olmadığı için pek keyifli oluyordu tüm hazırlıklar. Marmaris Yat Marina’da her imkan vardı. Biraz çalışıyor sonra denize ya da havuza gidip jakuzide yorgunluk atıyorduk. Programımıza göre kızımız Sibel’le damadımız Hakan Akhan geldikten sonra mavi yolculuk yapacaktık. Varış limanımız ise Bodrum Akyarlar olacaktı. Orada Sevgim yatı ekibiyle buluşacaktık. Sevgi Abla ile Turgay Ağabey (Noyan) bizleri bekliyorlardı. 
Sonunda yola çıktık. İlk durağımız Bozukkale olacaktı. Bu koyu çok seviyoruz. Hem asude bir yer, hem de Marmaris’e olan uzaklığı çok ideal. Ağırlıklı motor seyri ile Bozukkale’ye geldik. Tam girişte hemen iskelemizde kalan Ali Baba Restoran’ın önündeydik ki sürpriz (!) vites yine arızalandı… Kol geçiyor da en ufak bir hareket yok.
Allah’tan restoranın önündeyiz, adamlar küçük botları ile geldiler, onların yardımı ile çekerek bağlandık. Buraya karadan yol da yok. Bir durum muhakemesi yaptık, en iyisi hazır fazla uzaklaşmamışken marinaya geri dönmek.
Çalışıyor, çalışmıyor
Sabah korka korka kalktık. En kötüsü yerimizden yelkenle ayrılıp gideceğiz. Aaaa o da ne? Bizim vites şakır şakır çalışıyor mu! Belli ki sıkıntısı ısınınca ortaya çıkıyor meretin. Marmaris’e varınca yine sıkıntı olacağı çok belli ama marinanın botları nasıl olsa yardımcı olur.  
Neyse dönüş yolunda kimsenin keyfi olmadığını söylememe gerek yok sanırım. Yine aynı şeyler tekrarlandı.  Orhan Usta’nın asıl işi marinanın teknik bakımı o nedenle çok yoğun, bize Bahattin Usta diye birini ayarlamış, her şeyi de anlatmış. Ertesi sabah Bahattin Usta erkenden geldi. Şanzımanı söktü. Şanzıman yağı yerine motor yağı koymuşlar. Önde ve arkada iki keçe var, öndekini değiştirdi taktı, şanzımandan bir parçayı değiştirdi. Tamam…
Artık uyandık. İyice denemeden yola çıkmak yok. Marmaris Koyu’na açıldık. Dönüp duruyoruz. İki saat sonra aynı arıza. Yine marinaya döndük. Bu arada şanzıman bir de yağ kaçırıyor. Bahattin Usta geldi. Arkadaki keçenin de değişmesi gerekiyormuş. “Tüh be aklıma da geldi, bunu da değiştirmek” demez mi! Yine bir şeyler yaptı. Bizim şanzıman ertesi güne hazırlandı. Bu arada bizim çocukların izinleri de mum gibi eriyor. Vallahi arıza, harcanan bir ton para umurumda değil. Onların böyle sefil olmasına içim gidiyor.
Uzun etmeyelim bu kez yine koyiçinde gezdik, yine aynı arıza… Bu arada her dakika Turgay Ağabey’le konuşuyoruz. Sabah yola çıkarken konuşmuştuk, arızalanınca tekrar aradık. “Ben Orhan’la bir konuşayım, bakalım arıza neymiş, olmazsa Bahattin Usta’yla da konuşurum” dedi.
Aradan biraz zaman geçti, bu arada biz Turunç’a Hollandalı Ahmet’in iskelesine bağlandık. Bahattin Usta’yı aradık. Adam çok sinirli, “Ben sizin işinize bakmıyorum, paranızı da iade edeceğim” filan diye konuşuyor. Yahu denizde perişan olan biz, siniri bozulan bu… Acaba telefon trafiği arasında ters bir şey mi söylendi diye ben bir de adamı de teskin etmeye uğraşıyorum iyi mi! Denizin ortasında kalakaldık. Olanları Turgay Ağabey’e (Noyan) anlattım. Çok şaşırdı. Adamla konuşmamış bile. Orhan Usta da çok şaşkın yemin billah en ufak bir şey konuşmadım, sadece ‘Turgay Ağabey de merak etti’ diye ilettim diyor. Bana kalırsa beceremeyeceğini anladı, böylece yan çizdi. Tabii ne para iadesi ne de başka bir şey, böyle bir manevrayla işin içinden sıyrıldı gitti. Kalakaldık mı Turunç Bükü’nde! Damadımız Hakan’ın kuzeni Tezman ailesinden birini tanıyormuş, onu aradı, halimizi anlattı. Onun tavsiyesiyle Beneteau Servisi’ni aradık. Servis sahibi Turgay İnce’ye derdimizi dilimiz döndüğünce aktardık. Hemen ekibi geldi. Şanzıman söküldü, konulan parça orijinal değilmiş o değişti, keçe yenilendi… Tekrar takıldı. Bu arada “24 saat açığız bir arıza olursa hemen arayın” diye de güvence verildi.
Ertesi sabah tekrar yola çıktık. Bizimkilerin izni de bitiyor bu arada. Kadırga Burnu açıklarına geldik, ben fazla uzaklaşmadan bir daha bakayım dedim. Sürprizzzzz!!!!! Yine aynı arıza. Vitese geçiyor ama en ufak bir hareket yok iyi mi!
Gerisin geriye yine marinaya döndük. Servise haber verdik. Gelen usta olanları baştan sona anlatmamızı istedi, bizi dinledi ve sonra ‘sizin sıkıntınız şanzıman veya gaz kolu değil, motordan’ dedi. Söylediğine göre motor yollu olarak çalışırken bir sıkıntı olmuyor ama gaz kestiğiniz anda ısındığı için filtrelerdeki ve mazottaki pislik ortaya çıkıp motorun gaz yemesini önlüyor, bu nedenle de en ufak bir hareket göremiyormuşuz.
Eğer pislik tıkıyorsa daha sonra da gaz yememesi gerekmez mi? Usta “Hayır” dedi “O arada pislik dibe çöktüğü için sıkıntı olmayabilir.” Filtreleri söktü, amanın hepsi şişmiş, depodan mazot çektiler vallahi bir pet şişe çamur çıktı…
İşlem bitti, bizim motor canavar gibi çalışıyor. İçimiz rahatladı. Artık fazla bir zamanımız da kalmadı. Olmazsa iki-üç etapta gideceğiz Bodrum’a.
Ertesi gün tekrar ver elini Bozukkale…
Şimdi sıkıldığınızı biliyorum ama Bozukkale’ye geldiğimizde ne oldu dersiniz?
 
Sürpriz… Yine aynı arıza!
Pes etmedik bu sefer, mazot pompasının üzerine su dökerek soğuttuk, faydası oldu. Bir de her şeyi cep telefonu ile kayda aldık. Motorcu geldiğinde bizim anlatmamızla değil, her şeyi kendi gözü ile görsün diye. Restoranın adamları alışmışlar bizim halimize. Mehmet Çetin Usta ile uzun uzun konuştuk. Bozukkale’ye araba yolu yok. Ama Aktur’a Kurucabük’e gideceğimizi öğrenince tamam dedi.
Arızanın mazot pompasından kaynaklandığından emin. Bu arada çözümünü de buldu. Bize başka bir pompa hazırlatacak, gelip bizimkiyle değiştirecek. Her şey güzel de yarın bayram arifesi üstüne üstlük bir de günlerden pazar!
 
 
 
Biz sabah erkenden yolu tuttuk, daha demir atarken aradık. Bir saat geçmeden geldi. Yalnız ufak bir sıkıntı var. Mazot pompasını toplarken bir parça eksik çıkmış, o nedenle pompayı getirememiş.
Böyle deyince içimiz cız etti. Çünkü daha önce anlattığım gibi bugün günlerden hem pazar, hem arife. Kaldık mı şimdi denizin ortasında…
Mehmet Usta anında durumumuzu fark etti. “Merak etmeyin” dedi “Ben mazot pompacısını açık tutuyorum. Şimdi bunu götürüp elden geçirteceğim, sonra getirip tekrar takacağım.” Pes vallahi, bu kadarını hayal bile etmiyorduk.
Mehmet Çetin Usta minibüsüyle geliyor, seyyar tamirhane gibi.
Bizim pompa Marmaris’e gitti, elemanları vs. değişip geri geldi. Belki inanamayacaksınız ama bütün bu işler yapılıp tekne her şeyle tamam olduğunda saat 16:00 bile olmamıştı. Ertesi sabah erkenden tekneye yol verirken aklımızda en ufak bir tereddüt yoktu artık. Nitekim akşamüzeri Akyarlar’a vardığımızda Noyanlar bizi denizde karşıladılar, birlikte demirledik. Turgay Ağabey “Şunu bir geriye tak göreyim de, içim rahat etsin” dediğinde de içim aynı rahatlıktaydı.
Bizim bu maceradan elbette ders çıkartacak pek çok denizci dostumuz olacak. Ama ben (inşallah hiç gerekmez ama) Marmaris civarında sıkıntı yaşayacaklara bize yardımcı olan iki servisin irtibat numaralarını vermek istiyorum. Çünkü artık benim için denizde en büyük şans insanı yarı yolda bırakmayacak doğru adamı bulmak.
 
Beneteau Servis:
Salpa Marine/Turgay Ömer İnce:
0 532 226 93 16
Çetin Marine/Mehmet Çetin:
0 535 688 16 44
Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
 
 
 
 
 
FIRTINA TAKVİMİ

03 Haziran Filizkoparan Fırtınası (3 gün)

10 Haziran Ülker Doğumu (3 gün)

22 Haziran Gündönümü

27 Haziran Kızılerik 

28 Haziran Fırtına (2 gün) 

TAKVİM
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri