Popüler Konular : Eylül sayısı bayiler... |
Trafik canavarları denizde
Tuba Noyan
2.06.2015
A | a


 
Denizden ve tekne yaşamından anladığım şey; sükunet, dinginlik, huzurla geçen yavaş bir yaşamdır... Tanıdığım birçok ‘tezcanlı, durduğu yerde duramayan, koşturmadan iş yapamayan’ insanın da karadan kurtulur kurtulmaz edindiği ‘denizdeki ruh hali’ aynen benimkine dönüşür, dingin bir hal alır… Kısacası deniz insanı sakinleştirir...
İki yıl önce sükunetime ve dinginliğime katkıda bulunan harika bir doğum günü hediyesi aldım. Şişme bir Stand Up Paddle (SUP). Hani şu son yıllarda “Aaa sörf tahtasının üzerinde kürek çekiyorlar” denenlerden. Aslında pek de öyle değil; kendine has gövde yapısı ve özel açılı küreğiyle Pasifik kökenli bir spor. Ben de artık ne zaman denize çıkacak olsam, SUP’ımı da yanıma alıyorum. Herhangi bir yere bağladıktan sonra sessiz sedasız kürek çekerek yan koylara gidiyorum. Bir karış suda güneşe sırtını veren balıkları, kayadaki yengeçleri rahatsız etmeden onların hayatına ortak oluyorum. Çektiğim her kürekle iş, güç, hayat gailesi sulara karışıp aklımdan uçup gidiyor... Geriye sadece deniz, güneş ve ben kalıyorum...
İşte 19 Mayıs tatili sırasında tam da böyle bir sessizliğin içinde kürek çekiyorum Fethiye Körfezi’ndeki Turunçpınarı’nda. Benim gibi bir SUP daha dolaşıyor. Tam ayağa kalkıyorum, “Vınnn” sesini duymamla bordun üzerine kapanmam bir oluyor… Yoksa dalgasından tepetaklak olacağım. Sesin peşinden kendisi geliyor. Koyun içine kadar tam gaz, taa dibimize kadar!.. Önce benim yanıma geliyor, benden sekip diğer SUP’ın yanına gazlıyor. Tonozdaki, demirdeki teknelere bakıyorum, çarmıhlar birbirine değdi değecek, motoryattaki kaptan çayları tutmaya çalışıyor. Ben bozulmuş sükunetime dert yanar vaziyette dizlerimin üzerinde önce burnumun dibime kadar gazlayan jetskiyi, derken kıçında bilumum su oyuncakları taşıyan otel teknesini, sonra sahibinin Göcek-Fethiye koyları arasında hız denemesi yaptığını öğrendiğim offshore teknesini izliyorum.
Başka bir gün Göbün’de tonoz almak için içeriye tam gaz giren motoryatlara, ertesi gün Küçük Sarsala’da birbirine aborda olmuş bir motoryatın ve yelkenlinin ‘gazlı’ su oyuncakları ve servis botunun kısacık mesafede çıkardığı dalgalar ekleniyor. Servis botu gazlayarak o kadar çok gidip geliyor ki sadece bizim değil, tüm koydakilerin sinirleri geriliyor. Hıza karşı değilim... Ancak nasıl kara trafiğinde şehir içinde belli hız sınırlarına uymak zorundaysak, denizde de bunu yapmalıyız. İlla radarla mı kontrol edilmek gerekiyor? Denizciliğin bir adabı var.
Limanlara 3 knot’tan daha süratli girseniz ne kazanırsınız, girmezseniz ne kaybedersiniz? Bir koya, limana nasıl girilir, yüzen ya da dalış yapan var mıdır, millet yemek mi yapıyor, sofrada mı, tezgahtaki kaynar yağ üzerine dökülebilir mi, insan bunları düşünmez mi?.. Ne oldu, yoksa denizci adabını unuttuk mu? Herkese saygı, hele hele denizdeyseniz daha çok saygı...
Denizin tuzundan uzak kalmayın. TN
Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
 
 
 
 
 
FIRTINA TAKVİMİ

03 Haziran Filizkoparan Fırtınası (3 gün)

10 Haziran Ülker Doğumu (3 gün)

22 Haziran Gündönümü

27 Haziran Kızılerik 

28 Haziran Fırtına (2 gün) 

TAKVİM
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri