Alternatif rota-Mavinin ve tarihin izinde
Naviga
9.05.2016
A | a
Alternatif rota-Mavinin ve tarihin izinde


Ege ve akdeniz’in en güzel ayıdır bahar. Sarı sıcak bastırmamış; Kıştan çıkan doğa kıpırdanmaya başlamış ve yılın en yeşil Mevsimi gelmiş demektir. Bahar aylarında buralarda yürüyüşe Doyamaz, yürüdükçe yaşadığınızı hissedersiniz. Hele bir de Rotanız mavilikleri izliyorsa. Ege ve akdeniz kıyılarını yürüyerek Keşfetmeye ne dersiniz?



Karya Yolu (820 kilometre)


Kıyıları keşfetmenin binbir türlü yolu var. Bir tekneyle o koy senin, bu koy benim dolaşmak akla gelen ilk seçenek elbette. ‘Ben karada konaklarım’ diyenler ise karayolundan gitmeyi tercih edecektir. Bisiklet ve kano daha maceraperest alternatifler. Her iki seçeneği de eski sayılarımızda anlatmıştık sizlere. Bu kez sizi, doğanın tadını yavaş yavaş çıkarabileceğiniz, Ege Uygarlıkları’nın izinden gidebileceğiniz ve aynı zamanda engin denizleri manzaranızdan eksik etmeyeceğiniz bir keşif macerasına davet ediyoruz. Yani yürüyerek keşfetmeye... Konunun uzmanları, denizi ve kıyıları yürüyerek keşfetmek isteyen dünyanın her köşesinden maceraperestler için Türkiye’nin eşsiz bir parkur olduğunu söylüyor. Yeni Zelanda’dan tutun da Güney Afrika’ya kadar yürümek için Türkiye kıyılarına gelen turistler bunun en güzel kanıtı. Denilen o ki Türkiye, yürüyüş tutkunlarının Mekke’si oldu bile. Biz Türkler ise yürüyerek keşfetmenin tadını henüz yeterince fark edemedik. Ancak son yıllarda Türk yürüyüşçülerin sayısı da giderek artmakta. Ülkemizde, tarihin izini süren birçok yürüyüş parkuru mevcut ancak biz sizin için Ege kıyılarını takip eden iki parkuru; Karya ve Likya yürüyüş yollarını anlatacağız. Her ne kadar sadece bir yıl önce resmen halka açılsa da Karya Yürüyüş Yolu’nun geçmişi aslında binlerce sene öncesine dayanıyor. M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Karya İmparatorluğu Bodrum’dan Akyaka’ya kadar Ege’nin geniş bir bölümünde yüzyıllarca hüküm sürmüş. Ve dolayısıyla günümüze birçok iz bırakmış. Karya Yolu da bu kültürün izinde geçen yıl yürüyüşe açıldı. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’nın bölgedeki turizmi 12 aya yaymak amacıyla hayata geçirdiği Karya Yolu toplam 820 kilometre uzunluğunda bir parkur. Bozburun Yarımadası, Dalyan, Datça Yarımadası, Gökova Körfezi ve İç Karya olmak üzere dört bölümden oluşuyor. İç Karya dışındaki tüm etaplar kıyıları takip ediyor. Her bir bölüm de kendi içinde daha küçük etaplar içeriyor. Parkurların uzunluğu 10-17 kilometre arasında değişiyor, 5-7,5 saatlik yürüyüşler yapılıyor. Büyük bir çoğunluğu ciddi bir tırmanış gerektirmiyor. Genellikle orman, patika, toprak yol, zeytinlik, antik kent, taş döşeli yollar ya da köylerin arasından yürünüyor. Zorluk derecesi ‘orta’ olarak belirtiliyor.


Karya Yolu-Fotoğraf: Altay Özcan

Antik Karya Bölgesi’nin sınırları içindeki yürüyüş rotası Marmaris İçmeler’den başlayıp Bozburun ve Datça Yarımadası, Gökova Körfezi, Milas ve Beş Parmak Dağları’nın etrafını dolaşıyor, Alinda Antik Kenti’nde son buluyor. Yürüyüş güzergahında; Kaunos, Loryma, Knidos, Idyma, Halikarnassos, Pedessa, Labranda, Heraklea Latmos, Alinda gibi antik kentler yer alıyor. Parkur boyunca prehistorik çağların duvar resimlerinden tutun da Roma dönemi agoralarına, Helenistik dönem tapınaklarına kadar pek çok tarihi eser görülebiliyor. Üstelik tüm bunlara, tadına doyum olmaz deniz manzaraları eşlik ediyor. Yaklaşık 10 yıldır Likya, Kaçkar Dağları, Kapadokya, Aladağlar gibi Türkiye’nin her yerine yürüyüş turları düzenleyen Yunus Özdemir ve Altay Özcan, Karya Yürüyüş Yolu’nun hayata geçmesinde önemli rol oynamış iki isim. Halen her ikisi de bu rotada rehberlik yapıyor. Karya Yolu; Özdemir, Özcan ve bölgedeki yürüyüşçülerin köylülerle görüşerek Karyalıların binlerce yıllık patikalarını tespit etmesi ve belirlenen parkurların birleşmesiyle oluşturulmuş. Yürüyüş yolunda, her 50 metrede bir ağaçlara ve kayalara konulan toplam 30 bin işaret ve 220 yönlendirme levhası bulunuyor. Karya Yürüyüş Yolu’nun internet sitesindeki interaktif haritada da parkurlar ve GPS kodları yer alıyor. 


Fotoğraf: Altay Özcan


Doğayla iç içe
Karya Yürüyüş Yolu’nu oluşturan dört ana bölümden, bölgenin en iyi yürüyüş parkurlarını seçerek birer haftalık turlar düzenleyen Yunus Özdemir ve Altay Özcan, turlara daha çok Avrupa ülkelerinden gelen turistlerin katıldığını söylüyor. Türkiye’den gelenler ise İstanbul ve Ankara ağırlıklı. Altay Özcan, dört ana bölüme ek olarak Akyaka-Stratonikeia ve Dalyan-Ekincik arasında alternatif iki bölüm olduğunu belirtiyor. Karya Yürüyüş Yolu o kadar çok parkur içeriyor ki içlerinden seçim yapmak oldukça zor olsa gerek. Altay Özcan, rotaları belirlerken herkes tarafından yürünebilecek zorlukta, manzara ve tarihi mekanlar açısından tüm katılımcıları tatmin edecek seviyede olmasına özen gösterdiklerini belirterek, “Tur tarihlerini ise yağışların en düşük olduğu sezonlarda, havanın yürüyüş için sıcak olmadığı zamanlara denk getiriyoruz” diyor. Grupların ihtiyaçlarına göre daha kısa parkurlar da düzenlenebiliyor. Altay Özcan yürüyüş turlarını gulet ve kano turlarıyla birleştirmeyi planladıklarını da söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Sonbahardan itibaren bölgedeki yürüyüş turlarını gulet kombinasyonlu olarak yapmaya başlayacağız. Kano turlarını ise zaten 3-14 günlük turlar halinde Gökova Körfezi, Datça Yarımadası ve Bozburun Yarımadası etrafında düzenliyoruz. Bu kapsamda bir haftalık deniz kanosu programını bir haftalık yürüyüş programıyla da birleştirebiliriz. Hike&Sail olarak tabir ettiğimiz tekne kombinasyonlu turları ise bölgenin birçok yerinde istenilen gün sayısına göre düzenlemek mümkün.”

   
  
Bezirgan, Kalkan


 

Likyalıların izinde

Kökleri M.Ö. 3000 yılın ortalarına dayanan Likya Medeniyeti’ni yeniden yaşatan Likya Yolu ise kıyı şeridinden devam eden en bilinen rota. Dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş yolu arasında gösterilen Likya Yolu sadece Likya değil Pers, Roma, Yunan, Selçuklu ve Osmanlı kültürlerinin de izini sürüyor. Bugün dünyadan birçok yürüyüşçünün gözdesi olan Likya Yolu’nu 1999 yılında hayata geçirerek turizme açılmasını sağlayan ise İngiliz araştırmacı Kate Clow. Halen Antalya’da yaşayan ve Türk vatandaşlığına geçen Clow, 60 yaşın üstünde olmasına rağmen hâlâ rehberlik yapıyor, yeni rotaların turizme kazandırılması için uğraşıyor. Kendisi, Antalya-Isparta sınırları arasındaki St. Paul Yolu’nun da hizmete açılmasını sağlayan gerçek bir yürüyüş bağımlısı. 
Likya Yolu, Likya Medeniyeti’nin kurulduğu Teke Yarımadası üzerinde devam ediyor. 509 kilometre uzunluğundaki parkur toplam 25 günde tamamlanıyor. Fethiye’den başlayıp Antalya’da sona eriyor ve 23 etaptan oluşuyor. Beş yıldır özellikle yurtdışından gelen gruplara rehberlik yapan Cenk Metinkaya, dünya çapında en çok bilinen yürüyüş parkurlarından biri olan Likya Yolu’nu ‘Yeşili ve maviyi ayıran çizgide, rengarenk çiçekleriyle baharın en güzel yaşanacağı bir rota’ olarak tanımlıyor. 

     
Hoyran, Simena 
 
Yayla Kuzdere, Beycik



Likya Yolu, 3000 yılı aşkın tarihe sahip Likya şehirlerini birbirine bağlayan antik yolların işaretlenmesiyle oluşturulmuş. Metinkaya, Likya Yolu boyunca tarihin yanı sıra Toroslar ve Akdeniz kıyısının endemik bitki türleri ve farklı kuş türleri gözlemleme fırsatının da bulunduğunu belirtiyor. Yürüyüş yolunda; Letoon, Antiphellos, Xanthos, Simena, Andriake, Olimpos, Phaselis gibi onlarca antik şehir; Yedi Burun, Kalkan, Kaş, Kale, Finike’nin de aralarında bulunduğu birçok kıyı beldesi yer alıyor. Her bir parkur ortalama 6-8 saat arasında sürüyor. Cenk Metinkaya, Likya Yolu turlarının günübirlik, bir haftalık ve üç haftalık olmak üzere seçeneklerle düzenlendiğini söylüyor. Günübirlik turlar, genellikle Likya Yolu rotası üzerinde bulunan turizm beldelerine yakın antik bölgelere ve antik Likya şehirlerine düzenleniyor. Likya Yolu turlarının yürüyüşün yanı sıra bisiklet ve tekne konaklamalı olarak yapıldığını da söyleyen Cenk Metinkaya şöyle devam ediyor: “Hem el değmemiş koylarda denizin ve teknenin keyfini çıkarmak hem de antik şehirlerde doğayla ve tarihle iç içe yürümek isteyenler için tekne konaklamalı turlar güzel bir seçenek oluşturuyor. Genellikle bu rotanın en popüler bölümü Fethiye-Kaş-Kalkan-Kekova arasında yapılıyor. Teknenizi antik bir şehrin koyuna bağlayarak, işaretlenmiş patikadan diğer bir antik Likya şehrine ulaşabilir aynı zamanda antik Likya koylarında yüzebilir, sualtı güzelliklerini gözlemleyebilirsiniz. Yaz aylarında tatlı batı rüzgârlarıyla, bahar aylarında devamlı değişen fauna florasıyla, su altındaki tarihi batıkları ve amforalarıyla, karlı dağları, ardıç ve sedir ağaçlarıyla ayrıca antik şehirleri ve unutulmaz mitolojik hikayeleriyle unutulmaz bir macera yaşayabilirsiniz.” Likya Yolu’nun da meraklıları daha çok yabancı turistler. Dünyanın birçok ülkesinden gelen yürüyüşçülerin gözdesi olan bu parkur son yıllarda alternatif tatil seçeneklerini keşfetmek isteyen Türklerin de ilgisini çekmeye başladı.


Notlar...
Hem Likya hem de Karya Yolu yürüyüşü için yaş sınırı bulunmuyor. Herhangi bir belge istenmiyor. Ciddi bir sağlık sorunu bulunmadığı sürece isteyen herkes yürüyebiliyor.
Yanınızda getirmeniz gereken en önemli malzeme, günler sürecek yürüyüşte en iyi dostunuz olacak ayakkabılar. Ayakkabıların yürüyüşe uygun, bilek destekli ya da boğazlı olması öneriliyor.
Bunun dışında yürüyüş pantolonu, şort, şapka, tişört, günlük malzemeleri taşıyabileceğiniz yaklaşık 25 litrelik sırt çantası, güneş kremi, güneş gözlüğü yeterli. Yürüyüş batonları da tavsiye ediliyor. Yanınıza alacağınız eşyanın az olması yararınıza.
Parkurların üzerinde otel ya da pansiyon bulunmuyor. Yürüyüşlerin rahat ve daha konforlu olması için genellikle rota üzerindeki uygun köy evleri konaklama için kullanılıyor. Bu sistem köylülere katkı sağladığı gibi yerel tatları tanıma fırsatı da sağlıyor. Konaklamalar kimi zaman çadırlarla oluyor.
Kahvaltı ve akşam yemekleri genellikle konaklanan köy evleri ya da pansiyonlarda yeniliyor. Öğle yemekleri ise piknik veya sandviç olarak ya da yol üzerindeki keyifli mekanlarda alınıyor.
Parkurlar tehlikeli kazalara izin vermediği gibi yürüyüşler emniyet kuralları içinde yapılıyor. Eğer katılımcılardan birinde sağlık sorunu meydana gelirse, zaten yerleşim merkezlerinden çok uzakta olunmadığı için ekibi takip eden araç ile rahatsızlanan kişi kısa sürede sağlık merkezine ulaştırılıyor.
Hem Karya hem de Likya Yolu’nda gruplara olduğu gibi kişilere özel turlar da düzenleniyor. Grup turu olması için en az sekiz en fazla 16 kişi olması gerekiyor. Tur fiyatları grup sayısına ve gidilecek bölgeye göre değişiyor.
Her iki yürüyüş yolu da tırmanış içermiyor. Dolayısıyla böyle bir macera için teknik dağcılık bilgisi de gerekmiyor.
Yürüyüşler için en uygun mevsim ilkbahar ve sonbahar. Yazın hava çok sıcak olduğundan yürüyüş için uygun değil.
Eğer harita ve yön bulma bilginiz varsa yürüyüşleri rehbersiz de yapabilirsiniz. Rehber kitap, harita ve GPS bilgilerini internet sitelerinden indirebilirsiniz. Yapmanız gereken yol boyunca göreceğiniz işaretleri ve haritadaki bilgileri takip etmek. Ama bu, kaybolmayacağınız anlamına gelmiyor. Ancak bunun da işin bir başka keyifli kısmı olduğu söyleniyor.

 
Hoyran, Simena
 
 
Olimpos


İşaretleri takip edin
Hem Karya hem de Likya Yolu, diğer uzun yürüyüş rotaları gibi, uluslararası Grande Randonnee tarzında kırmızı-beyaz renkleri içeren ve yolun takibini ve yönlendirmeyi sağlayan beş farklı şekil ile işaretlenmiş. İşaretlemeler zorlu patikalarda daha sık, kolay yollarda ise 200 metre düzenli aralıklarla yerleştirilmiş. İki yönlü yapılan işaretlemeler yol ayrımlarında ise sıklaşıyor. İşaretler genelde taşlara, ağaçlara ve arazinin durumuna ve yapısına göre diğer yerlere yerleştirilmiş.

Daha fazla bilgi için
www.kariayolu.com
www.ambertravel.com
www.dragoman-turkey.com/t/12/
www.middleearthtravel.com/site/
www.lycianway.com


Meriç Köyatası’ndan Likya Yolu önerileri: 

Eğer yürüyüş esnasında yağmura yakalanırsanız ardından çıkan mantarların tadına bakmadan dönmeyin. Tabii bu işi mantarları çok iyi tanıyan, işin uzmanına danışarak yapın, zehirlenmeyin. Ölüdeniz manzarasını kaçırmayın. Yola çıkmadan önce ziyaret edeceğiniz antik kentlerin hüzünlü öykülerini mutlaka okuyun. Antik kentleri öyküleriyle gezdiğinizde alınan haz bir başka oluyor. Bir taş yığınının içinden sıyrılıp binlerce yıl önceki insanların arasına karışıyorsunuz. Fırsat bulursanız Babadağ’da mola verin ve yamaç paraşütü atlayışı yapın.