Amanın! Doktor devrialemde
Naviga
19.01.2016
A | a
Amanın! Doktor devrialemde

Göğüs kafesini açmadan kalp operasyonu yapan ilk doktor olarak literatüre geçen Haldun Karagöz, “Daha yeni başlamıştık, hop diye bitiverdi!” diyecek kadar hızlı tempoyla, bir çırpıda dünyayı dolaşıverdi. Yalnız tamamladığı ve en çok okyanus geçişlerini sevdiği turun dönüş yolunda Kanarya Adaları’nda tahmininden fazla takılan Karagöz, Fas üzerinden Türkiye’ye döndü. 6 Kasım 2012’de başladığı turu 2014’te tamamladı.
Yazı: Deniz Bora

Haldun Karagöz, Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi kalp cerrahlarından biri olarak tanınıyor ancak bundan bahsetmekten hiç hoşlanmıyor. Doğal olarak özellikle teknedeyken ve bugüne kadar yaptığı 30.000 civarında ameliyatı geride bırakıp sadece denizi yaşadığı günlerde...
O yüzden çok kısa değineceğim. Hastanın göğsünü baştan aşağı yarmadan by-pass ve diğer büyük kalp ameliyatlarını yarım saatte tamamlayan yöntemi geliştiren Karagöz, bu tekniği Türkiye ve dünyada binlerce doktora anlatmış. Bakmış dünyanın tüm cerrahlarına anlata anlata bitmeyecek, internette videosunu da yayınlamış.
Karagöz, bilgisini yeterince aktarmanın huzuruyla stresli mesleğine ve Ankara’daki kara yaşamına ara verip Amel 54 model teknesi Amanin ile sessizce dünya turuna çıkmış. Mütevazı bir doktor ve denizci olan, hayata eğlenceli tarafından bakan Karagöz, seyahatini bitirmek üzere. Yazı Datça-Hisarönü arasında geçirmeyi planlayan Karagöz, “Sonrasını sonrası bilir” diyor.

Teknenin adını neden ‘Amanin’ koydunuz?
Belirli bir nedeni yok, belki komik olduğu için sevdim bu ismi. Biri telsizden beni çağırınca çok hoş oluyor. Mesela Avustralya gümrük uçağı beni kontrole geldiğinde yaptığım bir video kaydım var; adam Avustralya aksanıyla sesleniyor: Amanin! Amanin! Amanin!

Sizi doktor olarak tanıyoruz ancak denizciliğinizden haberimiz yoktu...
Denizci olduğumu kim söyledi? Daha başlamış sayılmam; bir başlayayım, siz beni o zaman görün!

Amel 54’ü nerede görüp seçtiniz?
Amanin ilk yelkenlim. Kafama göre dünya seyahatine uygun bir tekne ararken aslında başka bir tekneye bakmak üzere gittiğim Düsseldorf Boat Show’da Amel 54’ün su kesiminin altını gördüm. Güvertesini görmeden, salmasına derhal aşık oldum ve gerisi geldi. Sanırım 2008 yılıydı...

Rotanız biraz farklı. Nereden başladınız, nerelerden geçtiniz?
6 Kasım 2012’de Knidos’tan arkadaşlarım tarafından uğurlandıktan sonra Gozo (Malta)-Smir (Fas) etabıyla Akdeniz’i geçtim. Aralık 2012’de Kanarya Adaları’na ulaştım. Ocak 2013’te La Palma-Martinik etabıyla yatay Atlantik geçişi yaptım. 14 Mart 2013’te Panama Kanalı’nı geçerek Pasifik Okyanusu’na çıktım. Panama-Nuku Hiva geçişiyle Fransız Polinezyası’na girdim. Markiz Adaları, Tuamotu Atolleri ve Sosyete Adaları’nda üç ay geçirdim. Cook Adaları- Tonga-Fiji rotasıyla Yeni Kaledonya’ya ulaştım. Mercan Denizi-Büyük Bariyer Resifi-Torres Geçidi yoluyla Ağustos 2013’te Thursday Island’dan Avustralya’ya girdim. Eylül 2013’te Hint Okyanusu geçişine başladım. Kasım 2013’te Christmas Adası (Doğu Hint Okyanusu)-Reunion Adası (Batı Hint Okyanusu) üzerinden Güney Afrika’ya ulaştım (Port Elizabeth). Agulhas ve Ümit burunlarını Aralık’ta döndüm.
Dikey Atlantik geçişini Cape Town- Mindelo (Cabo Verde’nin liman şehri) etabıyla yaptım. 2014 yılbaşı partisi Güney Atlantik’te cereyan etti. Şubatta tekrar Kanarya Adaları’nda La Palma’ya ulaşarak dünyanın etrafında 360 ̊ dönmüş oldum. Önümüzdeki ay Fas üzerinden Türkiye’ye dönmeyi umuyorum.

Daha önce uzun yol yapmış mıydınız?
Uzun yol derken? Sayılırsa, Amanin’i Ekim 2010’da Fransa’dan alıp durmaksızın Marmaris’e getirmiştim.

Seyahatiniz nasıl geçti, sıkıntı yaşadığınız zamanlar oldu mu?
Valla nasıl geçti anlamadım. Daha yeni başlamıştım, hop diye bitiverdi!

En sevdiğiniz yerler nereler oldu?
Herman Melville’in Typee’sini okuyanlar için Nuku Hiva çok etkileyici. Gerçi benden bir yıl önce bir Alman yatçıyı yemişler fakat o ayrı bir hikaye. Ahe Atolü’nden ayrılmak çok zordu. Bora Bora ve Moorea’da turizmin çökmesi yatçılara yaramış. Bu seyahatin sürprizi, Cabo Verde oldu. Cabo Verde’ye ilk Atlantik geçişinde uğramamıştım çünkü yolda gördüğüm herkes kötülemişti. Dünya seyahati Ahe Atolü’nde Jordan’s series drogue (paraşüt deniz çıpası) bakımı sırasında öğrendiğim şeylerden biri de başkalarının söylediklerine, özellikle Amerikalı arkadaşların blog’larına itibar etmemek oldu. O nedenle dönüş yolunda Cabo Verde’nin en azından bir iki adasına uğrayıvereyim dedim. Orada başıma ufak bir tatsızlık da geldi ama gittiğime çok memnunum. Hayatımda bu kadar güzel insanı bir arada görmedim. Hemen hiçbir şeyleri yok ama ortalıkta bir huzur ve olmuşluk hali mevcut. Politik figürler ve kahramanlar değil, sanat göz önünde. Mindelo’daki uluslararası havaalanına Cesario Evora adını vermişler örneğin. Paralarının bir yüzünde bir şair portresi, öbür yüzünde ise o şairin şiiri yer var. Duvar resimleri desen, başka bir alem.

Epey hızlı bir seyir olmuş, gittiğiniz yerleri derinlemesine yaşamak istemez miydiniz?
Herhangi bir yeri derinlemesine yaşamak beni aşar. Bir yerleri görme tutkusundan çok, yolun kendisi benim için çekici. Uzun okyanus geçişlerinin tadı çok başka. Vardığım yerler, istisnalar hariç dört-beş gün sonra batmaya başlar bana.

Neden yol arkadaşı düşünmediniz?
Bu seyahat yalnız yapılması gereken bir şey gibi geldi bana. Uzaklara kaçıp gitmek, bir taraftan da insanın kendi içine yaptığı bir yolculuk çünkü. Öte yandan okyanusta tek başına olabilirsiniz, ancak asla yalnız olmazsınız.

Dünya seyahatine ne zaman karar verdiniz? Mesleğinizi tamamen mi bıraktınız?
Dünya seyahati hayallerini belki çocukluğumdan beri kurarım. Sadun Boro’nun maceraları Ankara’da 10 kaplan gücündedir! Ancak hayalleri ertelemenin kimseye faydası yok. Elim ayağım tutarken bu işi yapayım dedim, çıktım yola. Mesleğimi bırakmadım. Hem hekimliği insan istese de bırakamaz ki.

Denizde mutlu musunuz?
Issız kanyonlarda, nehirlerde, çöllerde, dağlarda çok vakit geçirdim. Kamp ateşinin tadını bilen bilir. Ancak hiçbir zaman,  okyanustaki kadar kendimi doğayla bir hissetmemiştim.

Emek Marin ekibi sizin de tavsiyelerinizle oluşturulan bir ‘Dünya Seyahati Kiti’nden bahsetti. Sizin bunda ne kadar katkınız var?
Her erkek çocuk gibi, ben de bu seyahatten önce birçok oyuncak biriktirdim. Bazısı çok yararlı oldu, sorduklarında anlatıyorum. Emek Marin bunlardan da faydalandı sanırım. Emek Marin’in Amel operasyonunun başında pırıl pırıl bir genç mühendis olan Rıza (Rıza Çağdaş Çakır) var. Bildiğim kadarıyla yılda 80-90 Amel’e servis veriyor. Bunların birçoğu, çok deniz gezmiş tekneler. Ciddi bir tecrübe aktarımı oluyor Rıza’ya. Tecrübe, bildiğiniz gibi yaşanmış hataların oplamıdır. E bu hataları kişisel olarak yaşamak gerekmiyor. Tecrübe aktarımıyla Rıza’da ciddi bir malzeme bilgisi oluştu, o nedenle çok da ihtiyacı yok benim laflarıma. Doğrusu bu kitin içeriğini görmedim ama benim olduğu kadar, başka insanların deneyimlerinden de yararlanarak oluşturmuştur ve eminim çok faydalıdır...

Tekneniz seyirde nasıl buldunuz?
Kolay oldu, elimle koymuş gibi buldum! Şaka bir yana, bu tekne, en saçma ayrıntısına kadar, zaten bu seyahat için, yine böyle bir seyahat sırasında tasarlanmış. Normal şartlarda başımın belaya girebileceği pek çok durumdan, işin zorluğunu pek hissetmeden çıktım. O yüzden Amanin’i tasarlayan ve inşa eden güzel insanlara teşekkür borçluyum.

Teknenin en beğendiğiniz özellikleri ve varsa eleştirdikleriniz neler?
Teknenin ana fikri, bir kişinin eziyet çekmeden, güvenli olarak istediği yere gidebilmesi. Doğal olarak mükemmel tekne diye bir şey olmaz. Bazı özellikleri elde etmek için, bazı şeylerden fedakarlık etmek gerekebilir. Bu teknede de bu böyle. Belki de tek olumsuz yönü, salma yapısından dolayı rüzgâra çok dar açılarla girememesi. Ancak yine aynı salmanın birçok özelliğinden dolayı Amanin çok denizci ve keyifli bir tekne.

Salma nasıl bir yapısı var ki, ilk görüşte sizi kendine aşık etti?
İşin aslı rüzgâra dar açıyla girememek beni hiç üzmüyor. 25 ̊ açıyla da rüzgâra girmeyiveririm, 40 ̊’yle girerim. Yelken işi bir yerden bir yere çabucak gitmek isteyenlere değil, keyifle gitmek isteyenlere göre. İngilizler şöyle der: “A gentleman never beats to windward/Bir centilmen asla orsa gitmez.” Pek centilmen sayılmam ama dünya seyahati sırasında rüzgâra karşı gitmeniz gereken durumlar çok nadirdir. % 90-95 geniş apaz, apaz gidersiniz. Salması, kanat salma denilen türün çok abartılı ve özgün bir örneği. Doğrudan okyanus geçiş ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmiş. 5,5 ton dökme demir. Ayrıntıya girmeyeceğim ancak bir kere bakınca insanda güven duygusu uyandırdığı kesin. Büyük okyanus geçişlerinde kafayı kurcalayan şeylere, örneğin balina/konteynır üstüne çıkmak, resife oturmak gibi durumlara karşı korunaklı. Bu teknede harici bir pervane şaftı yok, pervane salmanın arkasına gömülmüş/korunmuş durumda. Bu aynı zamanda ip, ağ gibi şeylerin pervaneye dolanma olasılığını iyice azaltıyor. Salmanın yararlı yönlerinden biri de, 900 litrelik su deposunun ve sintine çukurunun salmanın içinde olması. Bunun pratik önemi şu; okyanusun çamaşır makinesi gibi olduğu kaotik ortamlarda, diğer tekneler rodeo yaparken salmanın içinde birkaç yüz litre su varsa teknenin dengesi gözle görülür bir biçimde artıyor ve seyre konforla devam ediyorsunuz.