Ken Read - Puma Ocean Racing
Naviga
5.08.2015
A | a
Ken Read - Puma Ocean Racing

Volvo Ocean Race’te (VOR) bir canavar; il monstro... 37.000 deniz milinin nerdeyse yarısını geride bırakmış kırmızı-siyah dev bir spor ayakkabı... Dümeninde de dünyanın en yetenekli denizcilerinden biri. Puma Ocean Racing ve karizmatik tekneleri il monstro’nun bu ilk VOR heyecanı ama skipper Ken Read için ne mücadele ne de ‘ekstrem hayat’ yeni bir kavram.
Yazı: Ayşegül Bakış, Pınar Demirer

Volvo Ocean Race 2008-2009’un kuşkusuz en karizmatik teknesi il monstro. Suya indiği günden beri dikkatleri üzerine çekiyor. Puma’nın yelkenciler için hazırladığı koleksiyonunu tanıtmak amacıyla gerçekleştirilen Volvo Ocean Race kampanyasının ‘canavar’ lakaplı ikonası. il monstro’da dümenci olarak karşımıza çıkan isim ise Ken Read.

Ken Read’i yakından tanımak
61 doğumlu Read, denizci bir aileden olmanın avantajıyla yarış parkurlarında rekabet ve mücadeleyi öğrenerek büyümüş. Boston Üniversitesi’nde yelken yaparken üç yıl (1981, 82, 83) Amerika çapında şampiyon olmuş. Özellikle J/24 ve Etchells 22 olmak üzere farklı sınıflarda 40’ın üzerinde dünya, Kuzey Amerika ve ulusal şampiyonluklara sahip. İki defa (1985, 1995) ‘United States Rolex Yachtsman of the Year’ seçilmiş. Dennis Conner’ın Stars&Stripes America’s Cup kampanyalarında iki yıl (2000, 2003) dümenci olarak yer alan Read, 1999’da Young America (America’s Cup) kampanyasında stratejist ve koç olarak karşımıza çıktı.

Ken Read ile Naviga’ya özel

Yelken bir aile mirası mıydı?
Tüm yaşamım boyunca yelken yaptım. Annem onun karnındayken, hep denizde olduğu için daha doğmadan yelken yapmaya başladığımı söylerdi. Amerika’da Boston yakınlarındaki Newport Rhode Island’da büyüdüm; sunfish adındaki küçük teknelerle yelkende rekabeti ve yarışı öğrendim. Babam, ağabeyim, tüm aile yelkenci olduğu için, ben bu sporla yetiştim diyebilirim. Kısacası hayatımın büyük parçası olan yelken sporunun mesleğim haline gelmesi çok doğaldı. Neden derseniz; yarışıyorum çünkü kazanmak istiyorum. Ben Bay Rekabet’im. Bu yüzden 37.000 millik bu çılgın yarışa katılıyorum.

America’s Cup’ta da mücadele etmiş bir yarışçı olarak, VOR ve AC’yi karşılaştırır mısınız?
America’s Cup ve Volvo Ocean Race tamamen farklı iki olay. America’s Cup yarışçılığı gün be gün stratejiye dayanır. Daha politik (son yaşanan olaylarda da gördüğümüz gibi) ve özel yatırımcıların dahil olduğu bir etkinlik. Volvo Ocean Race ona kıyasla ‘katıksız spor’ olarak nitelendiririm. VOR tekneleri AC’dekilerden iki ya da üç kat daha hızlı. Yarışçılar için olduğu kadar kıyı ve lojistik ekipleri için de dünyanın etrafında yaptığımız bu yolculuk büyük bir macera. Tıpkı bir aile gibiyiz. ‘Ekstrem yaşam’ sloganı VOR’u tanımlayan mükemmel bir ifade. Çıkışlar, inişler, sıcak, soğuk, ıslak, kuru, aklınıza ne gelirse, bu yarışta o var.



VOR’a katılmaya nasıl karar verdiniz ve Puma ile yollarınız nasıl kesişti?
Volvo Ocean Race’i ilk duyduğumda ‘bu adamlar deli olmalı’ diye düşünmüştüm. Büyük bir ilgi duydum ve daha çocukken bu yarış hakkında kitaplar okumaya başladım (o dönemde adı Whitbread Round The World idi.) Tarihe dalıp, efsaneleşmiş öyküleri ve maceraları okudukça kafam karışmıştı. Şimdi yarışı düşününce şu kelimeler aklıma geliyor; hızlı, ıslak, heyecanlı, burun buruna... Volvo Ocean Race’te yarışmak bir bakıma bir rüyanın gerçekleşmesi, diğer yandan ise en kötü kabus. Çok zor, fiziksel olarak acımasız, zihinsel olarak tüketici. Ancak, St. Petersburg’a vardığımızda içeceğimiz bir bardak şampanyanın inanılmaz lezzetli olacağını hissediyorum. 2008-2009 VOR’da Puma ile yarışmak bir onur. Puma tüm kategorilerde sportif yaşam tarzına yaratıcılık ve tutku katıyor. naviga 137 Firma, yarış sırasında performans ve günlük yelken kıyafetleri koleksiyonunu tanıttı. Puma yıllardır aynı firmaların egemen olduğu bir spor dalına girdi. Bu Puma ve yelken adına heyecan verici bir gelişme. Puma’nın yelken konusundaki görüşü, yeni insanları bu sporla tanıştırmak. Sevdiğimiz bir sporun yaygınlaşması adına yapılanların parçası olmak harika bir şey. Tüm takım olarak Puma giyiyoruz. Firma, antrenmanlar sırasında bizden aldığı geri dönüşlerle profesyonel yarış kıyafetleri koleksiyonu yarattı. Bize gönderdikleri kıyafetlerle birkaç hafta yelken yaptıktan sonra her parça için yorumlarımızı yazdık. Böylece koleksiyonun son hali oluşturuldu. Şu an bizim giydiklerimiz ve mağazalarda satılanlar aynı şekilde üretildi.

2005-06 yarışındaki tecrübeniz size neler öğretti?
Öncelikle zihinsel olarak yarışa hazır olmak gerektiğini öğrendim. Volvo Open 70 ile yarışmak durum zorlamaktan çok, hızı ayarlamayı gerektiriyor. Ekiptekilerin kimyası çok önemli. Tek bir işte uzman olandan ziyade, birçok işe hakim ekip üyelerini tercih etmeniz gerekiyor. En önemli derslerden biri de tekneyi nasıl evcilleştireceğiniz.

Volvo Open 70’ler tasarım ve hız bakımından inanılmaz tekneler. Kırılmadan nasıl hızlanabildiklerini görmek inanılmaz. Daha önce yelken yaptığım hiçbir tekneye benzemiyor. Herkes yaptığı işte daha iyi olmak ister; ben de geçen sefer ekipten ve tecrübemin azlığından dolayı yarışa geç dahil olabilmiştim. Ancak VOR 2008-2009’da bu çıtayı yükseltmek için durmadan çalışıyorum. Bu dünyanın çevresinde tekne tekneye, burun buruna bir mücadele. Dümende durmalı ve kendinizi her duruma hazırlamalı, sakin olmalısınız, çünkü önünüzde 39.000 deniz mili var. Ericsson’dan aldığım en önemli ders ‘bu büyük ve uzun bir yarış, ekibi tüketmemelisin’ idi.

VOR’a fiziksel ve zihinsel olarak nasıl hazırlanıyorsunuz?
VOR’a hazırlık süreci tabii her yarışçının farklıdır ancak ben zihinsel olarak tüm kariyerim boyunca buna hazırlandım. Bu bir yelken yarışı ve bunu yaşam olarak kabul eden bizler, daima kazanmanın bir yolunu bulmaya çalışıyoruz. Her durumda en iyisini sağlamak adına teknelerimizi hazırlarken ve takımı bir arada tutarken yapmamız gerekenleri belirliyoruz. Aslında diğer yelken yarışları gibi. Olabilecek en iyi takımı alıp, en iyi tekneye bindirin ve ne kadar zeki olduğumuzu görün. Fiziksel olarak biraz daha farklı. Yarıştan dokuz ay önce kalçamdan bir operasyon geçirdiğim için ben takımın biraz gerisindeydim. Bunun için daha sıkı çalışmam gerekti ama hâlâ aradaki açığın zaman zaman beni zorladığını hissediyorum. Tüm ekip bir çalışma programına katıldık. Altı ay boyunca Newport, Rhode Island’da fitness yaptık. Yarışa başladığımızda çok fazla kilo kaybedeceğimizi ve kaslarımızın eriyeceğini bildiğimizden; güçlenmek ve kilo almak için çalıştık. Starttan önce iri ve güçlü adamlar halini almak için çaba sarf ettik. Şu an bunları oldukça hızlı bir şekilde kaybetme sürecini yaşıyoruz.

Puma ekibini oluştururken seçimlerinizi nasıl yaptınız?
Elbette bu tip teknelerle fazla tecrübe sahibi olmak önemli bir özellikti. Kendini kanıtlamış, doğal olarak da hızlı denizcileri seçtim. Chris Nicholson bunun önemli bir örneği. 49er sınıfında çok başarılı olmuş. Volvo Open 70’de büyük bir 49er gibi. Son ölçüt ise ‘onu yemeğe davet eder misin?’ idi. Karın ve çocuğunla yemek yerken ya da bir bira içerken onu da çağırmak ister miydin, insan olarak da o kişiyi beğeniyor musun? Dolayısıyla bu üçünün birleşimi diyebilirim Tabiatı, hızlı yelken kabiliyeti, deneyim ve basitçe ifade etmek gerekirse vakit geçirmek isteyebileceğin, iyi insan olmaları. Tanrı biliyor, o kadar uzun zaman bir arada kalıyoruz ki; tahammül edemeyeceğiniz bir insanla bu, çileye dönüşebilir.

Puma ekibini nasıl tanımlarsınız?
Takım, onları bir araya getiren ve tutan kişi tarafından şekillendirilir. Puma ekibi de işin yapılması için durmadan çalışan bir grup adamdan oluşuyor. Şu an bizden daha büyük birkaç takım arasında takip edeni oynadığımız kesin. Ama bu rolü beğendik ve hoşumuza gitti. Kazanmaya çalışmaktan vazgeçmiyoruz.

Kendinizi nasıl bir yarışçı olarak tarif edersiniz?
Oldukça rekabetçi bir kişiliğim var. Kaybetmekten nefret ederim. Bence iki tip insan vardır: Kazanmayı sevenler ya da kaybetmekten nefret edenler. Ben ikincisiyim ve arada büyük bir fark var. Kazanmayı ve trofeyi almayı sevdiğim zamanları da hatırlıyorum ama şu anda felsefem ‘kaybetme!

Yarış sırasında teknedeki yaşamın nasıl olduğunu anlatır mısınız?
‘il mostro’da yaşam hiç de sevimli değil. Ama zamanla alışıyorsunuz. Hapishane hücremizde bir arada yaşamayı öğreniyoruz. Kötü koşullar içinde nereyi bulursanız orada uyuyup, 41 gün boyunca dondurulmuş ve kurutulmuş yemekler yiyorsunuz vb. Ama tüm bunlar bu yarışa girerken kabul ettiğimiz koşullar zaten.

VOR etaplarında vermeniz gereken en zor karar neydi?
Hiç yanlış karar verdik dediğiniz oldu mu? Hiçbir zaman tek bir doğru seçenek olduğunu düşünmedim. Güvenlik her zaman benim için en önemli belirleyici oldu. Elbette amacımız bu yarışı kazanmak ama bunu herkes hâlâ teknenin üzerindeyken, bütün el ve ayak parmakları yerindeyken başarmak istiyoruz. Kimi zaman ayağınızı gaz pedalından çekmek zorunda kaldığınız kararlar vermeniz gerekiyor ve bunlar yarışçı olarak içgüdülerinize ters olduğu için zor kararlar oluyor. Ancak bu tekneleri kırabileceğimiz gerçeği ile yüzleşmeli ve güvenlik adına ne zaman geri çekilmemiz gerektiğini bilmeliyiz.

Takım olarak başarınızın sırrı nedir?
İlk olarak bu programı tek tekne ile organize etmeyi başararak iyi bir iş yaptık. Harika kıyı ve operasyon ekiplerimiz, bizi sürekli destekleyen ailelerimiz, bir araya getirdiğimiz için şanslı olduğumuz mükemmel bir ekibimiz var. Bu programda çok fazla eksik yok ve şu ana kadar yaptıklarımızdan gurur duyuyoruz. Sponsorumuzun da bu maceradan bizim kadar zevk alıyor olması başarımızdaki en önemli etmen.

Yarışta motivasyonunuzu nasıl koruyorsunuz?
Puma ekibinin motivasyonu hep yüksektir. Kişisel olarak motivasyonumuz düşse de diğer ekip üyelerinin heyecanı sizi tekrar o atmosfere sokuyor. Dinlenmek için zaman bulabilmek en etkili motivasyon kaynağımız. VOR tarihinin en uzun etabını tamamladınız (Çin-Brezilya, 12.300 deniz mili).

Nerdeyse bir dünya turunun yarısı uzunluğundaki bu etap sizin için nasıl geçti?
Kesinlikle hiç bu kadar uzun süre tekne üzerinde kalmamıştım. 42 gün denizde uzun zamandır, özellikle de sadece dondurulmuş kuru gıdalar yiyebiliyorsanız. Her çeşit hava durumunu yaşadık, Güney Okyanusu’nda, Cape Horn’da... Destansı bir etaptı. Yarış sırasında teknede oluşan hasarlardan bahseder misiniz? Dümenimizin kırılması acayip hasarlardan biriydi. Geçen etapta iki kez başımıza geldi. Ancak yarış sırasında bu tip sorunları en kısa zamanda çözmeli ve devam etmelisiniz. Rio’da dümenimizi değiştirdik ve Rio-Boston etabı sırasında hiçbir sorun yaşamadık. Hindistan etabı sırasında yaşadığımız yapısal hasar çok daha ciddi bir sorundu. Çin rotasında bumbamız kırıldı. Ancak denizdeyken bunları tamir edebilecek ekip üyelerimiz var ve tüm bunlar oyunun bir parçası.

En yakın rakipleriniz hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Farklı etaplarda baskın olan ekipler var. Ericsson 4 ve Telefonica Blue deneyimli yarış ekipleri ve mükemmel tasarım ekiplerine sahipler. İki tekneye sahip oldukları için bizden daha avantajlı oldukları kesin. Tasarım, konstrüksiyon, hazırlık... Ama bu takipçi rolünden keyif alıyoruz ve aldığımız sonuçlardan gurur duyuyoruz. Rakiplerimizden korkmuyoruz, onlara saygı duyuyoruz ve amacımız onları yenmek.

Kariyerinize okyanus yarışlarıyla mı devam etmeyi düşünüyorsunuz?
Okyanus yarışları kariyerimin ve hayatımın büyük bir parçası oldu. Aile hayatımı da tamamen değiştirdi. Kızım ve eşim bizimle birlikte dünyayı dolaştılar. Sonsuza dek bizimle olacak arkadaşlar edindik, daha önce hiç görmediğimiz yerler gördük. Volvo Ocean Race, yelken sporuna inanılmaz bir değer katıyor ve gerçekten bunun gibi bir yarış daha yok. Umarım gelecekte yapılacak değişiklikler onu daha büyük ve iyi bir etkinliğe dönüştürür. Daha çok insan bu özel yarıştan keyif alma şansına sahip olur.

Puma sizin için nasıl bir sponsor?
Puma inanılmaz bir sponsor. Aslında ona sponsor demekten çok ortağımız diyoruz. Bize ve yelken sporuna verdikleri destekten çok memnunuz. Puma yelkeni oldukça ciddiye alıyor ve bunun önümüzdeki yıllarda nasıl devam edeceğini görmek için sabırsızlanıyorum