Enes Save İzmir'e vardı
Naviga
6.07.2015
A | a
Enes Save İzmir'e vardı

2,85 metrelik botu Orsa'ya direk takarak İstanbul'dan İzmir'e gitmek için 9 Mayıs'ta yola çıkan Enes Save, 4 Temmuz'da yolculuğunu tamamladı. Yol boyunca hava şartlarına göre kimi zaman 6 beygirlik motoruyla kimi zaman yelkeniyle seyir yapan Save, bazı limanlarda botunu bırakıp İstanbul'a döndü, daha sonra seyrine devam etti. Nihayet temmuz ayında Save, hayalini gerçekleştirdi ve İzmir'e vardı. 

Enes Save'nin Nisan sayımızda çıkan röportajı:

Orsa macera
2,85 metrelik bot, borudan yapılma direk, pazardan alınan yelken ve 6 beygirlik motorla İstanbul’dan İzmir’e gitmek için denize çıkmak, delilik mi? Cevabı herkese göre değişir elbette ama siz bu satırları okurken Enes Save ve botu Orsa1, marmara’da deneme seyirlerine başladı bile... 
Yazı: Ayşegül Bakış
 
Denizin maceraları bitmez, her gün bu heyecanı kendi yöntemiyle yaşamak için kolları sıvayan birileriyle tanışıyoruz. Karadan bakınca delilik olarak görülen bu maceralar, bazen deneyim bazen şansın da yardımıyla yepyeni ufuklar açıyor önümüzde ve yenileri için ilham veriyor. Enes Save’yle Suadiye balıkçı barınağında tanışmaya giderken neyle karşılaşacağımızdan çok emin değildik ama botu görünce anladık.  Onunla konuşurken bir kez daha karar verdik, herkesin denizi kendine göre.
Enes Save macerası anlatıyor: “Dört senedir Kubilay Emiroğlu gibi yakın arkadaşlarımla sık sık levrek yakalamaya şehir dışına gideriz. Bu seyahatlerde zaman içinde karadan yolculuk yapmaktan sıkılmaya başladım. Önce kanoyla seyir yapmayı düşündüm. Kanoya yelken takıp denemeler yaptım. Evvelki sene de Saros’ta orkinos avlamak amacıyla bu botu aldım. Şimdiki gibi değilse de bir yelken düzeneği yaptım. Geçen sene nisan ayında biraz motor biraz yelkenle giderim diye düşünerek yola çıktım. Yelkeni hiç kullanmadım ama Saros’a varmayı başardım. Ondan sonra 12 ay boyunca yeni projem üzerinde çalışmaya başladım. Yeni varış noktam İzmir olacaktı.”
 
Hazırlıklar bitmez
Çevresindeki herkes karşı olmasına rağmen Enes Save, bu seyri yapmaya kararlıdır, hazırlanmaya başlar. Arkadaşı Kubilay Emiroğlu yelken eğitimi sayesinde öğrendiklerini anlatır. Onun tavsiyeleriyle araştırmaya başlar Enes Save ve uygulama sırasında her şeyi deneye yanıla öğrenir. Aşağı yukarı her şeyi kendisi yapar. Perşembe Pazarı’ndan aldığı yelken kumaşının seçiminden, dikimine kadar. Bütçesi kısıtlı olduğundan her şeyi en uygunundan yapmaya çalışır. İş makara, karabina gibi parçalara gelince maliyet de artar ama Save yılmaz. Youtube’dan ve çeşitli internet sitelerinden araştırmalar yapar; kano şeklinde gövdeleri olan bir trimarana uygulanan dikdörtgen yelkeni çok beğenir: “Dikdörtgen yelken yapmaya karar verdim. Sanki normalini kullandık da... İşin içine girince zorluklarını gördüm, yine internetten yanlışlarımı öğrendim, barınaktaki arkadaşlardan da tavsiye aldım. Dümen yaptım ama olmadı, suyun gücü çok kuvvetli geldi, kırıldı. Onun yerine küreği kullanıyorum dümen olarak. Yelkenler rüzgârüstüne dönmeye başlayınca cenova taktım. Burada yaptığım denemelerde direği kırmamayı ve sağlam çıkmayı başardım ama cenovanın çok büyük olduğu kanısına vardım. Onu küçülttüm, camadan vurmak için bazı düzenlemeler yaptım. Aldığım karabinaları çarmıha taktığımda zayıf olduğunu gördüm onları iyileştirdim” sözleriyle imalat sürecini anlatan Enes Save, her cümlesinde denizcilik konusunda hiçbir iddiası olmadığı, sadece gönül verdiğini yinelemekten çekinmiyor, “Herkes gecekondu yaptığımı söylüyor. Nasıl sığdırdım bilmiyorum. En küçüğünden büyüğüne farklı türleri yakalamak için bayağı balıkçılık ekipmanım var, en çok yeri onlar tutuyor zaten. Çoğu şeyi tek tek paketleyip direğe bağladım. Denize düşersem korunmak için içime balıkadam kıyafeti giyeceğim. Kıyıya yakın seyrettiğim için çok fazla yiyecek içecek depolamam gerekmiyor. İki tane cep telefonum var biri çekim yapmak diğeri haberleşmek için; bir de onları şarj etmek için aküler aldım. Liman giriş-çıkışlarında ve ihtiyaç duyduğumda 6 beygirlik motorumu kullanacağım. Haritalarımı aldım. Botun en önemli avantajı istediğinizde kendinizi karaya atabilmek. Bana güvenli geliyor ama göreceğiz.”
Ene Save tüm seyir boyu macera ruhunu  Geçen sene yaptığım gibi genelde balıkçı barınaklarında geceyi geçirmeyi planlıyorum. Botun üzerine bir tente geçiriyorum. Zeminde bir mat var. Üzerime uyku tulumumu da geçirdiğim zaman sıkıntı olmuyor. Giderken arkaya birkaç sahte yem bırakmayı ihmal edecek değilim. Balık denk gelirse, en yakın yerde kumsala çıkıp kamp yapacağım.
 
Gitme vakti 
Hazırlıkların ve koşulların hiçbir zaman tam istediği gibi olmayacağını bildiği için herkes aksini söylese de Save, yazı beklemekten vazgeçer ve mart soğuğunda denize çıkar. Ona göre yazın da kışın da tehlikeler değişmeyecektir, bekledikçe yeni engeller, yeni tümsekler çıkacaktır karşısına. Dört siteden hava durumuna bakıp üçü ne derse ona göre hareket ettiğini belirten Enes Save, Suadiye’den Bakırköy’e geçtikten sonra hâlâ hava kararmamışsa Ambarlı’nın yanındaki çıpa atıp geceyi geçirebileceği kumsala gitmeyi planlıyor. Ardından Silivri, Barbaros balıkçı barınağı, Kumbağ, Gaziköy, Hoşköy, Mürefte, Şarköy, Gelibolu, Eceabat ve Çanakkale. “Çanakkale’de tanıdığım balıkçı bir abim var, geçen sefer de akıntılar konusunda onun desteğini almıştım. Yanımda onunla Çanakkale’ye geçip Ege’ye doğru devam etmeyi planlıyorum. Tabii bunlar rüzgârın durumuna ve koşullara göre değişebilir. Son durağımın İzmir olmasını planlıyorum. İzmir’e varırsam Hatay’a da giderim dedim ama hayal işte...”