Sihirli dünya
Naviga
2.06.2015
A | a
Sihirli dünya

Cnr Avrasya Boat Show’un önemli konuklarından biri Hanse Group Ceo’su Jens Gerhart’tı. Trio denizcilik standında ziyaret ettiğimiz gerhart ile grubun hedeflerini ve Türkiye’de hayata geçirmeyi planladıkları projeleri konuştuk.
 
Yazı: Ayşegül Bakış
 

Hanse Group’un kuruluşundan bu yana yaşanan önemli satırbaşlarını anlatır mısınız?

Firmamız 25 yıl önce, duvarın yıkılmasının ardından Almanya’da kuruldu. Michael Schmidt, geleneksel balıkçı teknelerinin yapıldığı Greifswald’ın tekne üretimi için ideal bir yer olduğunu düşünerek burada işe başladı. İlk teknesini de 23 yıl önceki Hamburg Boat Show’da sergiledi. En başından beri yaptığı inanılmaz kaliteli tekneleri makul fiyatlara satmayı hedefliyor. Fiyat/kalite oranı beklentilerin üzerindeydi. Bu özelliği hâlâ koruyoruz, çok denizci, kaliteli tekneleri ulaşılabilir fiyata sunuyoruz. 

Sonraki yıllarda yeni markalarla büyüdük: 2003’te Fjord ve Moody’yi bünyemize kattık. Moody dünyanın en eski yelken markalarından biri, Fjord ise motoryat dünyasına adım atmak açısından önem taşıyordu. Varianta, Dehler ve geçen yıl aramıza katılan Sealine ile portfolyomuz tamamlandı. 2007’de hisselerimiz Almanya’da halka arz edildi. 2011’de Michael Schmidt istifa ederek hisselerini Alman yatırımcı Aurelius’a sattı. Hanse Group bugün köklü geçmişe sahip altı markayı bir çatı altında toplamış durumda. 

 

Bu kadar farklı markayı bir çatı altında toplamak nasıl bir 

yönetim gerektiriyor?

Farklı müşterilere hitap etmek istediğimiz için farklı markalarla çalışıyoruz. Bazen çalıştığımız temsilciler altı markaya hizmet verecek kadar büyük olmayabiliyor ve her marka için farklı bir temsilciyle çalışmamız gerekebiliyor. Örneğin; Dehler temsilcisi kıyıya yakın seyirler yapmayı sevenlere hitap ederken Moody temsilcisi okyanus aşmayı hedefleyen denizcilerin taleplerine cevap verebilmeli. Ancak Trio Deniz gibi güçlü temsilciler birden fazla markayı (Hanse, Moody, Sealine) temsil edebilir. Altı markayla dünyada toplam 200 temsilcimiz var, bu da oldukça büyük bir aile demek. 

Aynı zamanda her markanın kendi ajansı var. Çünkü her marka farklı görünmeli ve farklı bir kesime hitap edebilmeli. Her markanın pazarlama ve ürün geliştirme departmanları da farklı. Ayrılmayan mühendislik ve üretim birimleri çünkü tüm markalar benzer kalitede üretiliyor. Aynı üretim bandında yan yana inşa ediliyorlar; makul fiyat politikası da buradan geliyor. Moody örneğinden hareket edersek bilinen rakipler en az dört-beş katı fiyatla satılıyor. 

 

Yeni modelleri yaratırken pazarın taleplerini ve eğilimlerini nasıl belirliyorsunuz?

Bu çok iyi bir soru. Bana göre bir sanat eseri yaratmak gibi. Hanse’ler genellikle BMW ile karşılaştırılır. Bence de yerinde bir karşılaştırma. BMW’de yeni bir seri yaratılır, yaklaşık üç sene sonra görünüm değiştirilir, üç sene daha geçtikten sonra bazı yenilikler daha yapılır. Biz de Hanse’de bunu uyguluyoruz. Dolayısıyla her yeni model için altı yıllık bir fikir ortaya çıkarmalısınız. Bir yıl da ön hazırlık sürecini eklerseniz, her modelde yedi yıl boyunca etkili olacak, yeni ve modern görünecek bir tasarım yakalamalısınız. Bu çok zor bir görev. Baltık Denizi’nde konuşlandığımız için tüm teknelerimizi burada test ediyoruz, bazen müşterilerle bazen kendi ekibimizle bazen de çözüm ortaklarımızla... Dolayısıyla denizde çok zaman geçiriyoruz. Akdeniz’de de temsilcilerimizle seyre çıkıyoruz. Fuarlarda çok fazla zaman geçiriyoruz. Müşterilerin ne istediğini, sektörün eğilimini anlamak için fuarlar ve marinalar en doğru yerdir. Bu işin yarısı, diğer yarısı ise sihirdir; (gülümseyerek) mutlaka sihirli bir değneğiniz olmalı. 

 

Farklı bölgelerdeki müşterilerin taleplerinde radikal değişiklikler gözlemliyor musunuz?

Elbette. Baltık Denizi’ni ele alırsak oradaki en sıcak gün sizin burada yaşadığınız soğuk günlerden birine eşdeğerdir, yazın ortasında kar yağabilir. Tazmanya’da üç büyük Moody’miz var ve oradaki dalga yüksekliği 8 metre civarında olabiliyor. Arjantin, Tayland ya da Dubai’deki Hanse sahiplerinin bambaşka beklentileri var. Dolayısıyla dünyanın farklı yerlerindeki taleplere göre uyarlanabilecek genel bir tasarımınız olmalı. 

Eskiden soğuk yerlerdeki teknelerin daha fazla korunaklı alanı, Akdeniz’dekilerin daha fazla açık alanı olması anlayışında hareket edilirdi. Ancak günümüzde soğuk bölgelerde bile Akdeniz tarzı denize kolay ulaşılabilen modeller tercih edilmeye başlandı. 

 

Hanse Group’un tüm markaları için bir imzası olduğunu düşünüyor musunuz?

Tüm markaların iki ortak noktası var. Her markanın fiyat politikası ve kullanılan ekipmanı farklı elbette ama her biri kendi alanında makul fiyat sunuyor. Hiçbiri sektörün en ucuzu değil ama sunduğumuz kaliteye göre oldukça agresif bir fiyat politikamız var. Bu fiyata bu kaliteyi başka markalarda bulamazsınız. Diğer önemli özellik de her birinin etkileyici tasarımlara sahip olması. Uzaktan gelen bir Hanse’yi ya da Sealine’ı ayırt etmek kolaydır. Bu özellik genlerinde var... Nasıl bir BMW’yi yıllar sonra da uzaktan tanıyorsanız, Hanse’yi de tanırsınız. Bir sonraki yedi yıl etkili olacak modeli yaratırken bu sanatı korumaya çalışıyoruz. 

 

Grubun gelecek hedefleri nedir?

Sealine’ın üretimini artırmak istiyoruz. Bu markayı bir sene önce aldık ve şu anda geliştirmek için çalışıyoruz. Sealine dünyada 15-16’ncı, Fjord ise 28’inci sırada. Sealine ve Fjord’un topladığımızda dünyanın ilk 10 motoryat üreticisinden biri olmayı hedefliyoruz. 

Şu anda bugüne kadar yapılan en büyük Hanse modelini üretiyoruz, 22 metrelik Hanse 675 Türkiye’ye gelecek. Daha önceki amiral gemisi 630’du ve nerdeyse 60 adet üretildi ki bu boy bir tekne için oldukça iyi bir rakam. Bugünlerde hem Hanse hem Moody için daha büyük bir model nasıl olacağını hayal ediyoruz... Bunlar üzerinde Trio Deniz ile birlikte çalışıyoruz. Hatta yine Trio Deniz ile birlikte bu modelin Türkiye’de inşa edilmesini de düşünüyoruz. 

Sealine ile önümüzdeki dönemde üretim kapasitemizi tamamen dolduracağız gibi görünüyor. Yeni üretim yeri için ilk seçenek Polonya, bize daha yakın ancak Akdeniz’e uzak. Diğer alternatifse Türkiye. Ekonominin dengesi ve büyüme hızı Polonya’yla benzer. Ancak çoğu tekne Akdeniz’e gittiği için Türkiye’de üretim yapılırsa transfer masrafı olmayacak. Aynı zamanda geleneksel tekne inşa kültürüne sahip bir ülke olması da Türkiye için avantaj. Polonya’ya karar verirsek küçük tekneleri, Türkiye’ye karar verirsek büyük tekneleri yeni tersanede üreteceğiz. Trio Deniz ile beraber bu yaz Antalya bölgesinden başlayarak bazı tersaneleri gezip olanakları araştıracağız. 

 

Trio Deniz ile seneler içindeki ilişkiniz de farklı bir noktaya geldi mi?

Başta sadece temsilci ve tersane arasındaki iş ilişkisi vardı. Ancak zaman içinde markalarımıza yatırım yaptıklarını, bize inandıklarını ve inanılmaz bir servis sunduklarını gördükçe ilişkimiz de değişti. Trio Deniz’i üretim geliştirme konusunda fikirlerimize ve sırlarımıza daha fazla ortak etmeye başladık. Şu anda büyük tekneleri beraber üretiyoruz. Yeni Hanse’yi, yeni Sealine’ı beraber tasarlıyoruz. Dünyada çok az temsilciyle böyle bir ilişkimiz var. Trio Deniz şu an dünyadaki en iyi beş temsilcimizden biri. 

 

Yat sektörünün geçirdiği zor dönemin ardından üretim bandınızın nerdeyse dolduğunu söylüyorsunuz, bu oldukça başarılı bir satış grafiğinin göstergesi. Bunu nasıl sağladınız?

2007’de tüm yelken sektörü 10-20 metre aralığında 11.000 tekne üretti. Şu anda tüm dünyanın üretimi kapasitesi de talep de yaklaşık 6.000’lerde. Çünkü birçok tersane kriz döneminde kapandı. 2007’ye değil de 2000-2001 rakamlarına bakarsanız bugünküyle aynıydı ve o dönem bize çok başarılı geliyordu. 2002’de 7.000 tekne üretildiğinde herkes çok mutluydu, inanılmaz bir rakam olarak görülüyordu. Şimdi yine o kadar tekne üretiyoruz ve “Aman tanrım krizdeyiz” diyoruz. Kısacası bu olaya nasıl baktığınıza göre değişiyor. 

 

Türkiye’deki fuarlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dördüncü kez buradayım ve fuarınız git gide genişliyor. Sanırım şu anda en hızla büyüyen fuar. Hamburg Boat Show’un yönetim kurulundayım, dört yıl önce Hamburg fuarı CNR Avrasya Boat Show’un iki katıydı. Dört yılın ardından ilk kez bu fuarın Hamburg’dan daha büyük olduğunu söyleyebilirim. Özellikle motoryat salonu gerçekten çok büyük.